Sevgilini herkesten kıskanıyorsan: bu his sana ne söylüyor?
turan4 dk okuma
Sevgilin bir iş arkadaşından söz etti ve sen o isimden sonraki hiçbir şeyi duymadın. Akşam fark ettirmeden profilini açtın, kim olduğuna baktın, kaç yorumu var, ne zaman tanışmışlar. Sonra kendine kızdın. Kuzeninden, ablasından, hatta annesiyle çok zaman geçirmesinden bile rahatsız olduğun oluyor ve bunu kimseye söyleyemiyorsun. Çünkü söylesen kulağa nasıl geleceğini biliyorsun.
Bu yazıyı okuyorsan zaten iyi bir yerdesin, çünkü kıskançlığını kendi meselen olarak görüyorsun. Çoğu insan bunu "Sen beni kıskandırıyorsun" diye anlatır. Sen ise "Sevgilimi herkesten kıskanıyorum, ne yapmalıyım?" diye soruyorsun. Biraz kıskançlık son derece insani bir şey. Birini kaybetmek istemediğini gösterir ve bir ilişkide hiç hissetmemek de pek görülmez. Sorun, hissin kendisi değil. Sorun, günlerini yönetmeye, kafanı meşgul etmeye başlaması ve sonunda karşındakine bir şeyler yaptırmak istemen.
Kıskançlık çoğu zaman üstünü örttüğü bir korkudan beslenir, bu yüzden "Kıskanmamalıyım" demek pek işe yaramaz. Daha işe yarar soru şudur: Bu his geldiğinde tam olarak neyden korkuyorum? "Beni bırakacak" olabilir. "Ondan daha iyi birini bulacak" olabilir. "Onun yanında ben sıkıcıyım" olabilir. Bazen de geçmişten taşınan bir şeydir. Daha önce aldatıldıysan, bir ilişkinin aniden bittiğini gördüysen ya da büyürken sevginin her an geri alınabileceğini öğrendiysen, bugünkü ilişkin suçsuz olsa bile alarmın çalmaya hazır bekler.
Bir sonraki kıskançlık anında küçük bir ayrım deneyebilirsin. Gerçekten olan şey ne, kafanın eklediği ne? "İş arkadaşıyla öğle yemeği yedi" olan şeydir. "Ondan etkileniyor, bana söylemiyor, yakında beni bırakacak" kafanın eklediğidir. Bu ikisini ayırmak kolay değil, çünkü o anda ikisi de aynı derecede gerçek hissedilir. Bazıları bunu telefonun notlarına iki satır olarak yazıyor. Bir süre sonra aynı senaryonun farklı isimlerle tekrar ettiğini görmek, insanı biraz uyandırıyor.
Kontrol etmek ilk başta rahatlatır, sonra işi büyütür. Profilini açarsın, bir şey bulamazsın, on dakika rahatlarsın, sonra yeni bir soru çıkar: Peki şu fotoğrafı neden beğendi? Her kontrol kafana "Bu bir tehlike ve seni ancak takip etmek koruyor" der. Bu yüzden ne kadar bakarsan o kadar çok bakmak zorunda hissedersin. Tümden bırakmak zor gelirse süreyi uzatmayı deneyebilirsin. Aklına geldiğinde hemen bakmak yerine yarım saat beklemek, sonra bakıp bakmamaya yeniden karar vermek. Çoğu zaman yarım saat sonra o istek biraz sönmüş oluyor.
Aynı şey sorular için de geçerli. "Kimdi o, nereye gittiniz, neden geç döndün?" sorularının cevabı seni rahatlatır ama rahatlama kısa sürer. Üstelik karşındaki bir süre sonra sorgulanıyormuş gibi hissetmeye başlar, kendini anlatmayı azaltır, sen de bu azalmayı yeni bir şüphe gibi okursun. Birbirini besleyen bir döngü bu. Sevgilinden "Onunla görüşme", "Şu kişiyi takipten çıkar" gibi şeyler istemek de seni korumaz. Bir kişiyi çıkarsan sıradaki gelir, çünkü kıskandığın şey aslında o kişi değil. Üstelik ona çevresini daralttığında ilişkinin üstüne ağır bir yük koyarsın ve bir süre sonra sen de bundan memnun olmazsın.
Sevgiline ne söyleyeceğini seçmek ise başka bir şey. "Sen beni delirtiyorsun, neden onunla bu kadar yakınsın?" cümlesi seni rahatlatmaz. Şöyle bir cümle kapıyı açar: "Bende kıskançlık oluyor, bunun bir kısmı benim korkularım, senin suçun değil. Bazen bana küçük bir şey söylemen, mesela geç kalacağını haber vermen beni çok rahatlatıyor." Bu, istediğin şeyi söylemek ve sorumluluğu üstlenmektir. O da kendi gözünden nasıl hissettiğini anlatabilir. Ama seni rahatlatmak onun tek işi haline gelirse ikiniz de yorulursunuz.
Bir de kendi hayatının ne kadar dolu olduğuna bak. Bütün dikkatin ilişkinin üstündeyse, sevgilinin bir akşam başka yerde olması sana bütün dünyanın boşaldığı gibi gelir. Kendi arkadaşların, kendi planların, yaptığında iyi hissettiğin şeyler arttıkça, "Onsuz ne olurum?" korkusu biraz küçülür. Karşındakinin kim olduğundan bağımsız, bir insan olarak değerli olduğunu hissetmen kıskançlığın en iyi panzehirlerinden biri.
Elbette bazen kıskançlığın gerçek bir sebebi vardır. Yalanı yakaladıysan, gizlenen bir şey varsa, hislerin sana doğru bir şey söylüyor olabilir. O zaman konuşulması gereken şey kıskançlık değil, güvendir. Her şey iyi olduğu hâlde bu his yaşam kaliteni ciddi biçimde bozuyor, uyutmuyor ve aylardır aynı döngüde dönüyorsan bir uzmanla konuşmak da iyi gelebilir.
Bu hafta bir sonraki kıskançlık anında yapacağın tek şeyi seç: Yarım saat beklemek ya da kendine "Neyden korkuyorum?" diye sormak. Aklındakini hiç kimseye söyleyemediysen hasbihal'de bir Dert olarak yazabilirsin. Bunu yaşayıp bundan utanan insanların sandığından çok olduğunu göreceksin.