Konuşurken bir anda kayboldu: cevapsız kalmayı üstüne alınmadan kapatmak
turan4 dk okuma
Dün akşam gülüyordunuz. Hafta sonu için bir şeyler konuşulmuştu, son mesajı sen atmıştın ve "görüldü" yazısı çıkalı iki gün oldu. Şimdi aynı konuşmayı üçüncü kez baştan okuyorsun. Şu şakayı yapmasaydım mı? Fazla mı hızlı gittim? Yoksa başına bir şey mi geldi? Bir anda konuşmayı kesen birinin arkasında kalan şey sessizlik değil, kafanın içinde bitmeyen bir tartışma oluyor.
Bunun İngilizceden gelen bir adı da var, "ghosting" deniyor. Adının olması işe yarıyor, çünkü bu durumun sana özgü bir felaket olmadığını hatırlatıyor. Birkaç hafta konuşulmuş, belki birkaç kez görüşülmüş biri açıklama yapmadan ortadan kayboluyor. Sebebi senin bilebileceğin bir şey olmayabilir. Başka biriyle ilişkisi başlamış olabilir, eski bir sevgili geri dönmüş olabilir, hayatında bir şey değişmiş olabilir, ya da sadece "ilgilenmiyorum" demeyi beceremiyordur. Çoğu insan için hayır demek zordur ve kaybolmak ne yazık ki kolay gelir.
Burada önemli bir ayrım var. Sana açıklama yapmaması, açıklanacak bir kusurun olduğu anlamına gelmez. Konuşmayı baştan okuyarak o yanlış cümleyi bulmaya çalışıyorsan, büyük ihtimalle bulamayacaksın. Bulsan bile, bir şakanın ya da geç atılmış bir mesajın sonucunda gerçekten ilgilenen birinin tamamen kaybolması pek olası değil. İlgilenen biri genellikle sorar, kızar, "ne demek istedin" der. Sessizlik çoğu zaman bir kararın sonucudur ve o karar sen o cümleyi kurmadan önce de verilmiş olabilir.
Yine de bir şey yapmak istersen, tek bir mesaj atmak hakkın. Sitem dolu uzun bir metin değil, ona fırsat tanıyan ve seni de kapatan kısa bir cümle: "Son günlerde konuşamadık, görüşmeye devam etmek istemiyorsan da sorun değil, bilmek isterim." Bunu yazmak için önce kendi cevabını da düşün. Cevap gelmezse ne yapacaksın? İşin kolay kısmı mesajı atmak, zor kısmı ondan sonra başka bir şey atmamak. Üçüncü, dördüncü mesajlar ona hiçbir şey öğretmez, sana da kendini daha kötü hissettirir.
Başına gerçekten bir şey gelmiş olabilir mi diye düşünüyorsan, bu korkunun bir kısmı da gerçek olabilir ve bunu bir kez sormak ayıp değil. Çok yakın değilseniz sosyal medyasına bakıp hayatta olduğunu görmek bile sana yeterli cevabı verir. Bir hikâye paylaşmış, bir fotoğraf koymuşsa konuyu kapatabilirsin. Orada bir kez bakmak başka, sonraki haftalarda her gün bakmak başka. O ikinci şey yarayı açık tutar. Kendini tanıyorsan sessize almak ya da takipten çıkmak iyi bir korunma olabilir. Bu bir intikam değil, kendi gününü geri almak.
Kısa bir tanışıklık için bu kadar üzülmek de seni şaşırtabilir. "Topu topu üç kez görüştük, neden bu kadar takıldım?" diye kendine kızıyor olabilirsin. Kızmana gerek yok. Burada kaybettiğin şey yalnızca o kişi değil, kurmaya başladığın küçük bir gelecek de. Hafta sonu planı, gitmek istediğin yer, anlatmak için sakladığın bir şey. Üstelik bir veda da olmadığı için kafan bunu bitmiş saymıyor. Bu yüzden kapanışı karşı taraftan beklemek yerine kendin yapman gerekiyor. Kapanış dediğim, büyük bir tören değil. "Bu bitti, sebebini bilmiyorum ve bilmek zorunda da değilim" cümlesini yüksek sesle söylemek bile bazen işe yarar.
Dikkat etmeye değer bir tuzak da şu: Bu olay, "Ben zaten kimseyi tutamıyorum" gibi büyük bir hükme dönüşmeye çok müsait. Tek bir kişinin nasıl davrandığı, senin ne kadar sevilebilir olduğunu göstermez. Olsa olsa onun zor bir konuşmadan nasıl kaçtığını gösterir. Bir arkadaşına anlatırken bunu fark etmek daha kolay. Sen aynı hikâyeyi bir arkadaşından duysan ona "Sende bir sorun olmalı" demezdin.
Aylar sonra "selam, nasılsın" diye yazabilir de. Böyle bir mesaj geldiğinde cevap vermek zorunda değilsin. Vermek istersen de sıfırdan başlıyormuş gibi davranman gerekmiyor, "O zaman bir anda kaybolmuştun, ne oldu?" diye sormak hakkın. Vereceği cevap sana bir fikir verir.
Bugün yapabileceğin küçük şey, o konuşmayı bir süreliğine arşivlemek ve bu hafta seni ondan önce mutlu eden bir şeye vakit ayırmak olabilir. Kafandaki sorular devam ediyorsa hasbihal'de bir Dert olarak yazabilirsin. Benzer bir sessizliğin arkasında kalmış başkaları da orada, ve bazen "bende de oldu" demek kafadaki tartışmayı biraz kısıyor.