Sevgilin mesajlarına geç dönüyorsa: ilgisizlik mi, alışkanlık farkı mı?
turan4 dk okuma
Saat üçte yazdın. Şimdi yedi. Bu arada sosyal medyada bir şeye beğeni attığını gördün, yani telefon elinde. Sonunda gelen cevap tek kelime: "Tamam." Kafanda bir konuşma çoktan başladı bile: Demek ki önemsemiyor. Eskiden hemen dönerdi. Sinirini belli etmek için sen de geç mi cevap versen?
Mesaj hızı küçük bir konu gibi görünür ama çoğu çiftin en sık takıldığı yerlerden biri. Çünkü konu aslında mesaj değil, "Beni düşünüyor musun?" sorusu. Sen cevabın gecikmesini bu sorunun cevabı gibi okuyorsun. Karşı tarafın okuduğu şey ise bambaşka olabilir. Bazıları için telefon gün boyu açık bir sohbet odasıdır, her küçük şey yazılır. Bazıları için de bir yerden bir yere iş aktarmaya yarayan bir alettir, sevdiği insanla konuşmak akşam yüz yüze yapılacak bir şeydir. Bu iki kişi birbirini gerçekten sevebilir ve aynı zamanda her gün birbirini biraz kırabilir.
Bu yüzden ilk soru "Ne kadar geç dönüyor?" değil, "Her zaman böyle miydi?" olmalı. Tanıştığınızdan beri seyrek yazan biri, muhtemelen seninle ilgili bir mesaj vermiyor. Hayatının geri kalanında da böyledir, annesi de arkadaşları da aynı şeyden şikâyet ediyordur. Ama eskiden sık yazıp son haftalarda belirgin biçimde azalan biri için mesele başka olabilir. Bunun da pek çok sebebi olabilir: işi yoğunlaşmıştır, kafası doludur, bir şeye kızgındır, ya da ilişkide bir şey değişiyordur. Bir değişim gördüğünde tahmin yürütmek yerine sormak gerekir.
Bakmaya değer bir şey de yalnızca mesajlar değil, resmin tamamı. Geç cevap veriyor ama buluştuğunuzda seninle gerçekten orada mı? Yaptığı planları tutuyor mu, sana bir şey olduğunda yanına geliyor mu, anlattığın şeyi hatırlıyor mu? Telefonda zayıf ama hayatında güçlü olan biriyle, telefonda da hayatta da uzak olan biri aynı durum değil. "Sevgilim aramıyor, sormuyor" cümlesi, sadece telefona bakınca tamamlanmaz. Son iki haftayı düşün, sana nerede emek vermiş, nerede vermemiş?
Hep arayan, hep ilk yazan taraf sen oluyorsan bu da konuşulacak bir şey, çünkü zaman içinde insanı yorar. Küçük bir deneme yapabilirsin: Birkaç gün önce davranmayı bırak, ama bunu cezalandırmak için değil, görmek için yap. Belki iki gün sonra "Neredesin, bir şey mi oldu?" diye arar, belki hiç fark etmez. İkisi de bir bilgi. Yalnız bu bir oyuna dönüşmesin. "Bakalım kaç gün yazmayacak" diye sayıp sonra patlamak, iki kişiyi de yorar ve hiçbir şey öğretmez. Bir de "ben de geç cevap vereyim de görsün" yöntemi var ki genellikle aynı sonuca gider: İkiniz de telefonun başında bekleyip birbirinize kızarsınız.
Konuşmak istediğinde zamanı önemli. Cevabı beklerken, gece on ikide ve üstünde birikmiş bir öfkeyle yazmak kavgayı garanti eder. Sakin bir anda, yüz yüze ve şikâyet değil istek olarak söylemek çok daha iyi çalışır. "Neden hiç yazmıyorsun, umrunda değilim zaten" yerine şöyle bir şey: "Gün içinde hiç haber alamayınca kendimi senden uzak hissediyorum. Çok yazmana gerek yok, öğlen bir kere nasılsın demen bile bana yetiyor." Bu cümle karşındakine ne yapması gerektiğini söyler, o da yapıp yapmamaya karar verebilir. Sürekli suçlanan biri ise savunmaya geçer ve daha da az yazar.
O da kendi tarafını anlatabilsin. Belki gün içinde gerçekten bakamıyordur, belki senin yazdıklarına cevap yetiştirememek onu da geriyordur. Belki "akşam ararım" dese senin için yeterli olacak, belki sen de sabah bir, akşam bir mesajla rahat edeceksin. Bazı çiftler uzun yazışmayı bırakıp her gece on dakikalık bir aramayı kural yapıyor. Doğru bir sayı yok. İkinizin de nefes alabildiği bir düzen var.
Bazı durumlarda da bunun alışkanlık farkı olmadığını anlamak gerekir. Seni günlerce habersiz bırakıp sonra bunun hiç olmamış gibi davranıyorsa, söylediğin şeyi her seferinde "Sen de çok abartıyorsun" diye geçiştiriyorsa, ya da senin yazmanı beklerken kendisi sürekli hesap soruyorsa, bu mesaj hızı meselesi değildir artık. O zaman sormak gereken soru, bu ilişkide kendini nasıl hissettiğindir.
Bu akşam denemek için tek bir cümle seçebilirsin: gün içinde senden ne duymak sana iyi geliyor, bunu ona bir kez sakince söyle. Bakış açını sınamak istersen de hasbihal'de Fikir Al'a yazıp başkalarına sorabilirsin: siz birbirinize ne sıklıkla yazıyorsunuz, bu düzeni nasıl buldunuz?