Uzun ilişkide sıkılmak normal mi, yoksa bir şey mi bitiyor?
turan4 dk okuma
Bu soruyu arama kutusuna yazarken sonuna "testi" kelimesini ekleyenler de var. Anlaşılır bir istek: on soruluk bir test çözüp sonunda "normal, geçer" ya da "bitmiş, kabul et" yazan bir sonuç görmek. Ama hiçbir test senin ilişkinin içeriden nasıl göründüğünü bilemez. Senin yerine karar verecek bir puan da yok. Kendi cevabına yaklaşmak için daha işe yarar olan, kendine dürüstçe sorabileceğin birkaç soru.
Önce iki şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor. Uzun bir ilişkide sıkılmak çoğu zaman rutinin getirdiği bir durgunluk. Günler birbirine benziyor, konuşmalar alışverişe ve faturalara kayıyor, sürpriz azalıyor. Bu durgunluk can sıkıcı ama ilişkinin bittiğini göstermez; birini çok iyi tanımanın bir bedeli gibidir. Kopuş ise başka bir his. Onunla bir şey paylaşmak istememek, yokluğunda rahatlamak, yaptığı neredeyse her şeyin sinirine dokunması. Birincisinde ilişki yerinde duruyor, yalnızca üzerine toz birikmiş. İkincisinde aranızdaki bağ incelmiş.
Hangisini yaşadığını anlamak için şu sorular yardımcı olabilir. İyi bir haber aldığında ilk kime söylemek istiyorsun? Hâlâ o ise bağ büyük ihtimalle yerinde. Birlikte yeni bir yere gitmeyi düşündüğünde içinde bir kıpırtı mı oluyor, yoksa bir yük mü? Yanındayken sıkılıyorsun ama yanında olmadığında onu özlüyor musun? Bir de en zor olanı: onsuz bir hayat hayal ettiğinde hissettiğin şey hüzün mü, ferahlama mı?
Çoğu zaman atlanan bir soru daha var: sıkıldığın şey o mu, yoksa hayatının geneli mi? İş tekdüzeleştiğinde, arkadaşlarla görüşmeler seyreldiğinde, uzun zamandır yeni bir şey öğrenmediğinde, insan bu sıkıntıyı en yakınındaki kişiye yükleyebiliyor. Çünkü o her gün orada ve sıkıntının görünür bir yüzü olmak ona düşüyor. Kendi hayatında en son ne zaman ilk kez bir şey yaptığını düşünmek, ilişkiye bakmadan önce kendine bakmanın bir yolu.
İlişkide çabuk sıkıldığını düşünüyorsan, geçmiş ilişkilerine de bakmak aydınlatıcı olabilir. Her ilişkin ilk heyecan geçtikten bir süre sonra aynı yerde mi tıkanıyor? Öyleyse soru bu ilişkiden çok, heyecanın bittiği yerde başlayan şeyle nasıl bir bağın olduğu olabilir. Tanışmanın ilk aylarındaki merak doğal olarak azalır; onun yerine gelen sakinliği bazı insanlar huzur, bazıları boşluk olarak yaşar. Bunu fark etmek her şeyi çözmez ama bir sonraki sefer oraya vardığında neler olduğunu anlamanı kolaylaştırır.
Evlendikten sonra eşinden sıkılmaya başladığını hissediyorsan durum biraz daha somut olabilir. Evlilik iki kişiyi bir ev, bir bütçe, bazen çocuklar ve iki aile yöneten ortaklara dönüştürür. Bir gün fark edersin ki birbirinizle yalnızca kimin neyi alacağını, faturanın ne zaman yatacağını, hafta sonu kimin annesine gidileceğini konuşuyorsunuz. Ortaklık iyi işliyor ama iki insan olarak konuşmayı unutmuşsunuz. Buradaki sıkıntı eşinin kendisinden değil, aranızda yalnızca işlerin konuşulmasından geliyor olabilir.
Durgunluğu kıpırdatmak için büyük jestlere gerek yok. Haftada bir kez ev işi ve planlarla ilgisi olmayan bir konuşma işe yarar: okuduğun bir şey, çocukluğundan bir anı, son zamanlarda kafanı kurcalayan bir soru. İkinizin de acemi olduğu bir şey yapmak da iyi gelir; yeni bir yemek, hiç gitmediğiniz bir semtte yürüyüş, birlikte başlayacağınız bir kurs. Acemilik, insanların birbirine yeniden merakla bakmasını sağlar. Biraz ayrı zaman da gerekli. Kendi arkadaşlarınla, kendi ilgi alanınla geçen saatler, eve anlatacak bir şey getirmeni sağlar.
Soruların cevabı seni kopuşa doğru götürüyorsa, bunu bir gecede karara bağlamak zorunda değilsin. Önce konuşmak gerekebilir: "Son zamanlarda aramızda bir mesafe var gibi hissediyorum, sen de fark ediyor musun?" Bu cümle bir suçlama değil, bir davet. Cevabı ne olursa olsun, tek başına düşünerek ulaşamayacağın bir bilgi verir. Belki o da aynı şeyi hissediyordur ve söylemeye cesaret edememiştir. Belki de hiç fark etmemiştir ve bu da başka bir bilgidir. Bunu birlikte konuşmakta zorlanırsanız bir çift terapistiyle görüşmek de seçeneklerden biri.
Bir de şunu akılda tutmak iyi olur: sıkılmak tek başına bir hüküm değil. Yıllardır süren bir ilişkide bazı dönemler daha renkli, bazıları daha gri geçer. Önemli olan grinin kalıcı olup olmadığı ve ikinizin de bunu değiştirmek isteyip istemediği.
Bu soruları bir haftalığına yanında taşıyabilirsin. Her akşam birine kısa bir cevap yazıp hafta sonunda hepsini okursan, tek bir kötü günün değil bir haftanın resmini görürsün. "Onu seviyorum ama sıkılıyorum" cümlesini yakın çevrene söylemek zor geliyorsa, hasbihal'de bir Dert olarak yazmak, bunu yargılanmadan söylemenin bir yolu olabilir.