Sürekli ayrılıp barışıyorsanız: bu döngü neden bitmiyor?
turan4 dk okuma
Bu dördüncü ya da beşinci oldu, artık sayamıyorsun. Kavga, "Bitti, bir daha aramayacağım", birkaç gün sessizlik, gece gelen bir mesaj, "Özledim", ağlamalı bir barışma, birkaç çok güzel hafta. Sonra yine aynı kavga. Arkadaşların artık ayrıldığını söylediğinde "Hı hı, ne zaman barışırsınız" diye gülüyor. Sen de gülüyorsun, ama içten içe yorgunsun.
Bu döngüden çıkamamak bir zayıflık gibi görünse de aslında çok anlaşılır bir şey. Ayrılık anı korkunçtur, barışma anı inanılmaz iyi gelir. Beden bu inişi çıkışı öğrenir. O birkaç gün süren boşluğun, ağrının ve özlemin ardından gelen kavuşma o kadar yoğun hissedilir ki bunu sevginin kanıtı sanmak çok kolaydır. "Bak, birbirimizsiz yapamıyoruz" dersin. Ama yapamamak ile iyi gelmek aynı şey değildir. Bazen acıyı durduran şeye sarılıyorsundur, iyi olana değil.
Burada baktığın asıl soru, barışınca ne değişti? Barışma konuşmanızı hatırla. Muhtemelen birbirinize ne kadar özlediğinizi söylediniz, biraz ağladınız, belki söz verdiniz. Peki kavgaya sebep olan şey konuşuldu mu? Kavgaları büyüten kıskançlık, para, aileniz, güven, ne ise, bir şey gerçekten farklı yapılmaya başlandı mı? Çoğu döngüde bu kısım atlanır. Çünkü barışmanın o tatlı anını bozmak kimse istemez. Bir de "Yine başlamayalım" korkusu vardır. Böylece aynı sorun, aynı yerde bir sonraki kavgayı bekler. Barışmak aslında yalnızca ara verilmiş bir kavga olur.
Bir kâğıt alıp son üç ayrılığı yazmayı deneyebilirsin. Her biri neden başladı, ne kadar sürdü, kim geri döndü, barışınca ne söz verildi, o söz ne oldu? Bu çok öğretici bir egzersizdir. Çoğu insan aynı iki ya da üç konunun döndüğünü görür. Bazı kişiler kendi rolünü de görür: Hep bitiren ben miyim, hep kapıyı açan ben miyim? Bazen de "Bitti" cümlesi gerçek bir karar olmaktan çıkmış, karşındakini korkutmak ve onun peşinden koşmasını sağlamak için kullanılan bir araç olmuştur. Bu acı bir fark ediştir ama değerli.
Her "bitti" zaman içinde hafifler. İlk seferde gerçekten korkutan kelime beşinci seferde bir kavga ifadesine döner. Bu da ikinizin de birbirinize güvenini azaltır. İlişkinin zemini sürekli sallanıyorsa kimse rahat bir şekilde bir şey söyleyemez, çünkü her söz yeni bir ayrılığı başlatabilir. Birlikte plan yapmak da zorlaşır. Taşınmak, aileyle tanışmak, gelecekten konuşmak bir süre sonra ağırlaşır, çünkü bir sonraki kavganın ne zaman olacağını biliyorsunuz.
Bir çıkış yolu, kavgada "bitti" kelimesini kullanmamak üzere anlaşmak olabilir. Bunu sakin bir anda konuşmak gerekir: "Kızgınken ayrılmayı söylemeyeceğiz. Kızgınsak ara vereceğiz. Gerçekten bitirmek istersek ertesi gün, sakinken söyleyeceğiz." Basit görünür ama çok şey değiştirir. Çünkü kavga artık ilişkinin kendisini tehdit etmez, yalnızca kavgadır. İkinizden biri bu kuralı bile kabul etmiyorsa, bu da bir bilgi.
Son bir barışma denemesi yapacaksanız bunu farklı yapmanız gerekir. Önce sevmek değil, önce sormak: Bu sefer ne farklı olacak? Sorunlarımız neydi, her biri için somut olarak ne yapacağız? Bir üçüncü kişinin yardımı olacak mı? Bir aile danışmanı ya da çift terapisti bu noktada işe yarayabilir. Bu önerileri duymak istemeyen biriyle yeni bir barışma, yeni bir ayrılığın başlangıcı olabilir. "Bu sefer farklı olacak" cümlesini önce kendine sor. Geçen sefer de öyle demiştin.
Sonunda gerçekten ayrılmaya karar verirsen, bir sonraki gece gelecek mesajı önceden düşün. Bir önceki ayrılıklarda seni neyin geri getirdiğini biliyorsun. Gece iki buçukta gelen "Özledim" mesajı mı, ortak bir arkadaşın kışkırtması mı, onun yeni bir fotoğrafı mı? Bu tetikleri bilmek işine yarar. Bir süre engellemek, sessize almak, gece kalkıp telefona bakmamak için onu uzak bir yerde şarj etmek, güvendiğin bir arkadaşına "O anda beni ara" demek. Bunlar küçük görünür ama eski alışkanlığın en güçlü olduğu saatler onlardır. Özlem de gerçek olacak, ama özlem bir karar değildir, üç gün sonra biraz azalır.
Bu arada ilişkinin seni nasıl değiştirdiğine de bak. Bu döngünün içinde uykun, işin, arkadaşlıkların, kendine güvenin nasıl? Sürekli "Bu hafta nasıl olacak" diye yaşamak yorucudur ve yorgunken doğru karar vermek de zorlaşır. Kavgalarda hakaret, tehdit ya da korku varsa bu artık döngü meselesi değil, güvenlik meselesidir. O zaman yalnız başına kalma: tehlikede 112'yi, aile, şiddet ve sosyal destek için 7/24 ALO 183'ü arayabilirsin.
Bugün için tek bir şey yapmak istiyorsan, o son üç ayrılığı yazmayı dene. Üç satır yeter. Aynı konuyu üçünde de görürsen sıradaki adım da belli olur. Bunu yaşamış başkalarından duymak istersen hasbihal'de Fikir Al'a sorabilirsin: Sürekli ayrılıp barıştığınız bir ilişkiden nasıl çıktınız, ya da onu nasıl düzelttiniz?