Seviyorsun ama evlenmekten korkuyorsun: korku kişiden mi, evlilikten mi?
turan4 dk okuma
Yüzükler takıldı, salonlara bakılıyor, aileler tarih konuşuyor. Herkes heyecanlı ve sen de bir yanınla heyecanlısın. Ama geceleri uyumakta zorlanıyorsun. Göğsünde adını koyamadığın bir sıkışma var ve bunu kimseye söyleyemiyorsun, çünkü söylersen nasıl anlaşılacağını biliyorsun: "Demek ki onu sevmiyorsun."
"Seviyorum ama evlenmekten korkuyorum" diyen biri, çoğu zaman birbirini yalanlamayan iki şeyi aynı anda taşıyor. Sevgi gerçek, korku da gerçek. Asıl soru, korkunun neye dair olduğu. Korku tek bir yerden gelmeyebilir; bir kısmı kişiyle, bir kısmı evlilikle, bir kısmı da seninle ilgili olabilir. Bunları birbirinden ayırmadan içindeki sıkışmayı anlamak zor.
Korku kişiyle ilgiliyse genellikle somut bir şeye işaret eder. Para konusunda nasıl davrandığı, sinirlendiğinde ne yaptığı, ailesine karşı sınır koyup koyamadığı, onun yanında kendin olabilip olamadığın. Bunlar belki daha önce fark ettiğin ama "evlenince düzelir" diye kenara koyduğun şeyler. Bu tür bir korku dikkate alınması gereken bir bilgi taşır. Bastırmak yerine üzerine konuşmak gerekir.
Korku evlilikle ilgiliyse, daha çok bu adımın getirdikleriyle ilgili olabilir. Özgürlüğünü kaybetmek, anne babanın evliliğindeki gibi bir yere varmak, ailelerin her karara karışması, sana biçilen bir rolün içine sıkışmak, geri dönüşü zor bir adım atmak. Bir de "sakın evlenme" diyen evli arkadaşlar var; her buluşmada şikâyet eden, "sen daha iyi düşün" diye gülen. Onların anlattığı, kendi evliliklerinin hikâyesi. Neyin tam olarak ters gittiğini sorduğunda, bunun ikinizin durumuyla bir ilgisi olup olmadığını daha net görebilirsin.
Anne babanın evliliğine bakarak büyüdüysen, o evliliğin sende bıraktığı iz de bu korkunun içinde olabilir. Sürekli kavga edilen bir evde ya da aynı çatı altında sessizce ayrı yaşayan iki insanın yanında büyümek, evliliği bir kapan gibi görmene yol açabilir. Burada akılda tutulacak şey şu: sen onlar değilsin, partnerin de onlardan biri değil. Kendi evliliğinde neyi farklı yapmak istediğini somut olarak yazmak, bu korkuyu bir plana çevirmenin bir yolu olabilir.
Korkunun kişiden mi evlilikten mi geldiğini anlamak için iki hayalî deneme yapabilirsin. Birincisi şu: bu kişiyle evlilik kelimesi olmadan, düğün olmadan, ailelerin beklentileri olmadan, bugünkü gibi yaşamaya devam ettiğini düşün. Korku azalıyor mu? Azalıyorsa korkun büyük ihtimalle kişiden değil, evliliğin sana ne ifade ettiğinden geliyor. Evlenmek ile aynı evde yaşamak arasındaki farkı tam olarak nerede gördüğünü yazmak bu noktada aydınlatıcı olabilir; o farkın içinden aileler, roller ve beklentiler gibi adı konabilecek şeyler çıkabilir. İkinci deneme: bir an için başka, her bakımdan sana uygun birini düşün. Onunla evlenmek de seni korkutuyor mu? Korkutuyorsa mesele bu kişiden çok, evliliğin kendisinde ya da sende olabilir.
Bir de seninle ilgili korkular var. İyi bir eş olamamaktan korkmak. Bütün yönlerinle görülmekten çekinmek. Bir gün değişip pişman olmaktan endişe etmek. Bunlar evlilikten önce de, başka ilişkilerde de seninle olan korkular olabilir. Evlilik onları yalnızca büyüteç altına alıyor.
Korkunun kaynağını biraz ayırdıktan sonra asıl adım, bunu partnerinle konuşulabilir hâle getirmek. "Evlenmekten korkuyorum" cümlesini tek başına bırakırsan, o bunu kolayca "seninle evlenmek istemiyorum" diye duyar. Konuşmayı başka bir yerden açmak mümkün: "Seninle bir hayat kurmak istiyorum. Ama içimde bazı korkular var ve onları kendime sakladıkça büyüyorlar. Bunları seninle konuşmak istiyorum." Sonra tek bir somut konuyla devam etmek: "Evlenince ailelerimizin her kararımıza karışacağından korkuyorum. Sen bunu nasıl görüyorsun?"
Onun bu soruya nasıl karşılık verdiği de başlı başına bir bilgi. Seni dinliyor mu, savunmaya mı geçiyor, birlikte bir yol arıyor mu? Korkunu duyunca alınıp kapanan biriyle, "ben de bundan biraz çekiniyorum, nasıl yapalım?" diyen biri arasında büyük fark var. Belki onun da söyleyemediği korkular vardır ve senin açtığın kapı ona da yer açar.
Nişanlıysan ve tarih yaklaşıyorsa, zamanın baskısı her şeyi daha da sıkıştırır. Davetiyeler basıldı diye bir korkuyu yok saymak zorunda değilsin. Bir tarihi ertelemek bir ilişkiyi bitirmek anlamına gelmez. Büyük bir kararın önünde tedirgin olmak tek başına bir şey söylemez. Ama içinde ısrarla dönen, somut bir kaygı varsa, onu düğünden önce konuşmak düğünden sonra konuşmaktan çok daha kolaydır.
Bu hafta korkularını üç başlık altında yazmayı deneyebilirsin: onunla ilgili olanlar, evlilikle ilgili olanlar ve kendinle ilgili olanlar. Sonra partnerinle konuşmak için yalnızca birini seç. Evlenmeden önce benzer bir korku yaşamış insanların bununla ne yaptığını merak ediyorsan, hasbihal'de Fikir Al'a yazıp onların deneyimini sorabilirsin.