Ortada bir şey yok ama sevgiline güvenemiyorsun
turan4 dk okuma
Seni aldatmadı, sana yalan söylerken yakalamadın, telefonunu saklamıyor. Dürüst olmak gerekirse hiçbir kanıtın yok. Yine de bir yanın bekliyor. Her şey çok iyi gittiğinde bile aklının bir köşesinde "Bir yerde bir şey çıkacak" diyen bir ses var. "Neden sevgilime güvenemiyorum?" diye yazdığında aradığın şey de belki bir teşhis değil, bunun sadece sende olmadığını duymak.
Bunun yalnız sende olmadığını söyleyelim önce. Bu duygu, ilişkide sorun olduğunu göstermek zorunda değildir. Güven iki kişi arasında kurulan bir şey ama başlangıç noktası herkes için aynı değil. Bazı insanlar ilişkiye "Aksi kanıtlanana kadar güvenirim" diye girer, bazıları da "Kanıtlanana kadar güvenmem" diye. İkincisi çoğu zaman bir karakter meselesi değil, öğrenilmiş bir şeydir. Geçmiş bir ilişkide aldatılmış olabilirsin ve her şeyin çok iyi göründüğü bir anda dünya başına yıkılmış olabilir. Büyürken annenle babanın ilişkisinde sözlerin tutulmadığını görmüş, güvendiğin birinin birden uzaklaştığını yaşamış olabilirsin. Kafan da bir şey öğrenmiştir: Rahatlarsan vurulursun. O yüzden güvenmemek sana korunma gibi gelir.
İlk ayrım bu yüzden önemli. Bugün karşındaki kişinin yaptığı şeyler nelerdir, kafanın geçmişten getirdikleri nelerdir? Küçük bir egzersiz yapabilirsin. Bir kâğıda iki sütun çiz. Birine seni rahatsız eden somut olayları yaz: geç kaldığını söylemeden geç kaldı, bir kez yalan söyledi, biriyle konuşmasını saklamaya çalıştı. Öbürüne "hissediyorum" diye başlayanları: "Beni bırakacak gibi", "Başka biri var gibi". İlk sütun doluysa konuşman gereken somut şeyler var demektir ve bu, sen paranoyak olduğun için değil, gerçekten yaşandığı için böyledir. İlk sütun neredeyse boş, ikinci sütun doluysa mesele belki de onda değil, senin içinde taşıdığın bir şeydedir.
Güvensizliğin kendisi de bir süre sonra davranışa dönüşür. Sürekli sorarsın, kontrol edersin, doğrularsın. Ona küçük testler yaparsın: Bakalım ilk o mu arayacak, bu yalanı söyleyecek mi? Bu testlerin kötü tarafı, geçilemez olmalarıdır. Test başarılı bile olsa bir sonrakine geçersin. Bir süre sonra karşındaki de "Ne yaparsam yapayım inanmıyor" duygusuna kapılır ve yorulur. Bazıları bu yorgunlukla geri çekilir, sen de bu geri çekilmeyi kanıt sayarsın. Yani korktuğun şeyin olması için kendi elinle zemin hazırlamış olursun. Bu acı bir döngü ve bunun farkına varmak, onu kırmanın ilk adımıdır.
Güven, bir anda verilmesi gereken büyük bir karar değil. Küçük risklerle kurulur. "Ona tamamen güveneceğim" demek gerçekçi değil, ama bu akşam nerede olduğunu sormamayı deneyebilirsin. Hafta sonu kendi planını yapıp ona nerede olacağını sormadan arkadaşınla çıkabilirsin. Aklına kötü bir senaryo geldiğinde onu bir saat erteleyebilirsin. Bu küçük denemelerin her biri kafana yeni bir bilgi öğretir: Sormadım ve dünya yıkılmadı. Yavaş bir süreç bu, çünkü sen de yavaş öğrenmiştin.
Bunu ona söylemek de düşündüğünden kolay olabilir. Herkes aynı derecede iyi cevap vermez ama denemeye değer: "Sana güvenmek istiyorum. Bazen içimde sebepsiz bir şüphe oluyor, bu çoğunlukla geçmişten geliyor. Bana bir şey yaptığın için değil." Bu cümle onu suçlamıyor, aynı zamanda seni de tek başına bırakmıyor. Yanında sana yardımcı olacak küçük şeyler de isteyebilirsin. Mesela planı değişince haber vermesi. Ama bu istekler bir kontrol düzenine dönüşmesin. Seni sakinleştirmek için her gün konum atmak zorunda olan biri, sonunda yine kendini sorgulanıyormuş gibi hisseder.
Bir de şu ihtimali açık tutmak gerekiyor. İçindeki ses bazen yalnızca geçmişten gelmez. Somut bir şey göremesen de karşındakinin hayatına hiç alınmadığını, arkadaşlarını tanımadığını, ilişkinizin gizli tutulduğunu görüyorsan, duygun sana doğru bir şey anlatıyor olabilir. Bu, kuru bir şüphe değil, gözlemdir. Kafandaki iki sütun bu yüzden işe yarar. Kendi algını küçümsemeden ama her alarma da inanmadan yürümek gerekir.
Aylardır aynı yerde dönüyorsan, bu his uykunu bölüyor, sürekli kontrol etmeden duramıyorsan ve geçmişte yaşadığın bir şey hâlâ çok taze duruyorsa, bir uzmanla konuşmak o eski alarmı yatıştırmanın yollarından biri olabilir.
Bu hafta o iki sütunlu kâğıdı doldurmayı dene. Neyin olduğunu, neyin korkun olduğunu görmek bile omzundan bir yük alır. Hikâyeni birilerine anlatmak istersen hasbihal'de bir Dert olarak yazabilirsin, ya da Fikir Al'a "Sebepsiz güvensizlikle nasıl baş ettiniz?" diye sorabilirsin.