Okul bittikten sonra arkadaş edinmek neden bu kadar zor?
turan4 dk okuma
Okulda arkadaş edinmek için pek bir şey yapman gerekmiyordu. Aynı sınıftaydınız, her gün aynı saatlerde aynı koridorlardaydınız, teneffüste aynı köşede dikiliyordunuz. Biri sana kalemini uzattı, biri aynı öğretmenden çekindi, biri seninle aynı servise bindi. Arkadaşlık çoğu zaman bir karar değil, birlikte geçen zamanın kendiliğinden bir sonucuydu. Okul bitince bu zemin bir anda ortadan kalkıyor ve insan "Arkadaşım yok, ne yapmalıyım?" sorusunu belki ilk kez gerçekten sormak zorunda kalıyor.
Yetişkinlikte arkadaş edinmenin zor olması senin bir eksiğin değil. Okulun sana kendiliğinden verdiği birkaç şey artık yok. Birincisi düzenli karşılaşma: aynı insanları defalarca, hiç çaba harcamadan görmek. İkincisi plansız zaman: bir şey yapmak zorunda olmadan yan yana oyalanabildiğin saatler. Üçüncüsü ortak dert: aynı sınava hazırlanmak, aynı zor dersten geçmeye çalışmak. Bunların hepsi yeniden kurulabilir, ama artık kendiliğinden gelmiyor; biraz bilerek kurmak gerekiyor.
Düzenli karşılaşma belki en önemlisi. Tek seferlik bir etkinlikte tanıştığın biriyle arkadaş olmak zordur, ama her salı akşamı aynı atölyede gördüğün biriyle bir süre sonra konuşmaya başlamak kolaylaşır. Bu yüzden bir şey seçerken "hoşuma gider mi?" sorusunun yanında "her hafta tekrar ediyor mu?" sorusunu da sorabilirsin. Bir koro, bir mahalle maçı, bir dil kursu, bir gönüllü grubu, hep aynı saatte gittiğin bir spor salonu olabilir. İlk birkaç hafta kimseyle konuşmayabilirsin. Bu normal; tanıdık bir yüz olmak da zaman alıyor.
Plansız zamanı geri getirmek daha zor, çünkü yetişkin hayatında her şey takvime giriyor. Bir arkadaşla görüşmek, üç hafta önceden ayarlanıp iki kez ertelenen bir buluşmaya dönüşüyor. Bunu biraz kırmanın yolu, büyük planlar yerine sıradan şeylere davet etmek. "Pazara gidiyorum, gelmek ister misin?" ya da "Akşam yürüyüşe çıkacağım, katılırsan sevinirim." Böyle davetler karşı taraf için de hafiftir; özel bir hazırlık istemez, yalnızca birlikte vakit geçirmeye bir bahane olur. Bir de tekrar eden küçük ritüeller var: ayın ilk cuması aynı yerde çay, her pazar sabahı kısa bir yürüyüş. Ritüel, her seferinde yeniden plan yapma yükünü ortadan kaldırır.
Ortak dert belki en az düşünülen kısım. Okulda insanları birbirine yaklaştıran şeylerden biri, birlikte zor bir şeyin içinden geçmekti. Yetişkin hayatında da benzerleri var: bir apartman sorununu çözmeye çalışan komşular, aynı gönüllü projede çalışanlar, aynı sınava hazırlananlar, aynı takımda maç kaybedenler. Birlikte bir işin içinde olmak, karşılıklı oturup "Ne iş yapıyorsun?" diye konuşmaktan çok daha hızlı bağ kurar.
İş yeri, yetişkin hayatında okula en çok benzeyen yer. Her gün aynı insanlar, ortak bir dert, öğle arasında plansız bir zaman. Ama iş arkadaşlığı çoğu zaman mesai bitince orada kalıyor. Onu dışarı taşımanın yolu da küçük: bir çıkış sonrası çay, hafta sonu birlikte gidilecek bir maç ya da konser. Bir iş arkadaşına "Bu cumartesi şu sergiye gideceğim, ilgini çeker mi?" demek, işin dışındaki birini tanımanın ilk adımı olabilir. Herkes bu davete evet demeyecek, bu da sorun değil.
Bir şeyi de açıkça söylemek lazım: yetişkinlikte birinin ilk adımı atması gerekiyor ve çoğu zaman herkes bunu diğerinin yapmasını bekliyor. Bir etkinlikte keyifli bir sohbet ettiğin kişiye "Bir dahaki sefere çıkışta bir kahve içelim mi?" demek reddedilme ihtimalini taşır. Bazen gerçekten olmayacak. Ama ikinci buluşmayı öneren kişi olmak, bir tanışıklığı arkadaşlığa çeviren en önemli adımlardan biri. Karşındaki de belki tam olarak birinin bunu sormasını bekliyordur.
Sabır da gerekiyor. Bir tanışıklığın gerçek bir arkadaşlığa dönüşmesi aylar alabilir ve denemelerin bir kısmı hiçbir yere varmayacak. Bu senin başarısızlığın değil, işin doğası. Okulda da sınıftaki herkesle arkadaş değildin; yalnızca birkaç kişiyle bağ kurmuştun, ama onlarla saatlerce, yıllarca yan yana oturmuştun.
Eski bağları da unutmamak lazım. Okuldan, eski bir işten ya da eski bir mahalleden biriyle aranız kendiliğinden kopmuş olabilir, çoğu zaman da kimse bir şey yapmadığı için. "Seni düşündüm, nasılsın?" diye yazılan bir mesaj, yeni birini tanımaktan daha kolay bir başlangıç olabilir.
Bu hafta küçük bir adım seç: her hafta tekrar eden bir şeye ilk kez git ya da bir süredir konuşmadığın birine yaz. Bu konudaki yalnızlığını anlatmak istersen hasbihal'de bir Dert yazabilirsin; aynı şeyi yaşayan başkalarının sesini duymak bile insanı biraz rahatlatıyor.