Küsünce günlerce konuşmamak: sessizlik neyi çözüyor, neyi büyütüyor?
turan4 dk okuma
Aynı evdesiniz. Biri mutfakta bardak yıkıyor, öbürü salonda televizyona bakıyor ama televizyonda ne olduğunu ikisi de bilmiyor. Üç gün oldu. Kavganın neden çıktığı artık çok önemli değil; şimdi önemli olan kimin önce konuşacağı. Herhangi bir şey söylersen teslim olmuş gibi hissedeceksin. Söylemezsen bu gece de sırtın dönük yatacaksın.
Küsmek, çocukken öğrendiğimiz ve yetişkinlikte bırakmakta zorlandığımız şeylerden biri. Çok yaygın, çünkü işe yarar gibi görünür. Bağırıp çağırmıyorsun, kırıcı bir şey söylemiyorsun, olgunca geri çekiliyorsun. Ama her sessizlik aynı şey değil ve aralarındaki farkı görmek işin en önemli kısmı.
Bir sessizlik var ki gerçekten iyi gelir. Kavganın ortasında sesler yükseldiğinde birinin "Şu an iyi konuşamıyorum, bir saat sonra devam edelim" demesi. Bu ara konuşmayı kapatmıyor, ertesi sefere taşıyor. Ne zaman döneceğini söylüyor ve dönüyor. Sinirli bir bedenle kurulan cümleler genellikle o anda doğru gelen ama ertesi gün pişman olunan cümlelerdir, bu yüzden biraz soğumak gerçekten işe yarar.
Öbür sessizlik başka bir amaçla çalışır. Karşındakine ne yaptığını anlaması için susmak. Selamını almamak, sorulan soruya kısa ve soğuk cevap vermek, odaya girince çıkmak. Bu sessizlikte bir mesaj vardır: "Yaptığının bedelini ödüyorsun." Süresi belli değildir, biten yeri de belli değildir. Bazen günler sürer, bazen sebebini kimse hatırlamaz. Bu sessizliğe uzun süre maruz kalan insanlar zamanla karşısındakinin yüz ifadesini okumaya, onu kızdırmamak için kendini küçültmeye başlar.
Sessizliğin çözdüğü tek şey o anki gerginliktir, onu da geçici olarak. Kavganın konusu olduğu yerde durur. Üç gün sonra biri "Çay ister misin?" der, öbürü "Olur" der, herkes rahatlar ve konu kapanmış gibi yapılır. Oysa kapanmamıştır, üstü örtülmüştür. Aynı konu bir sonraki kavgada daha büyük çıkar, üstelik beraberinde eskilerini de getirir. Sessizliğin büyüttüğü şeyler ise daha gizlidir. Kafanda karşındakine söylediğin uzun konuşmalar, her gün biraz daha yükselen haklılık duygusu, "Demek ki beni hiç umursamıyor" hükmü. Konuşmadığınız her gün iki kişi de aynı kavganın iki ayrı ve giderek uzaklaşan hikâyesini yazıyor.
Sen küsen tarafsan kendine dürüstçe sorabilirsin: Şu an sakinleşmem mi gerekiyor, yoksa onun bir şeyi anlamasını mı bekliyorum? Beklediğin şeyi hiç söyledin mi? Birçok insan karşısındakinin "ne yaptığını bildiğini" varsayar, oysa o da senin kadar kafası karışık bir şekilde bekliyor olabilir. Bu ayrımı yapamıyorsan küçük bir kural yardımcı olur: "Biraz ara" dediğinde bir saat de. Bir saat yetmediyse dönüp "Hâlâ hazır değilim, yarın sabah konuşalım" diyebilirsin. Süre söylemek, ikinizi de boşlukta bırakmaz.
Sessizliğin karşısında kalan tarafsan da işin zor. İstemeden bir kısır döngüye girebilirsin: Sana cevap vermediğinde daha çok konuşuyorsun, konuştukça o daha çok çekiliyor. Bir kez söylemek işe yarar: "Şu an konuşmak istemediğini görüyorum. Hazır olduğunda buradayım, ama böyle günlerce konuşmamak beni çok yıpratıyor." Sonra arkasından koşmayı bırakmak. Kendi gününe devam etmek, arkadaşınla görüşmek, yemeğini yemek. Bu soğukluk değil, kendi ayaklarının üstünde durmak.
Sessizliği kim kıracak sorusu bir gurur meselesi gibi görünür. Oysa önce konuşan, kaybeden olmaz. Önce konuşmak "Sen haklısın" demek de değildir. "Kim haklıydı henüz bilmiyorum ama böyle devam etmek istemiyorum, konuşabilir miyiz?" cümlesi hiçbir şeyden vazgeçmez. Bu cümleyi kim daha çok kuruyorsa ilişkide o daha zayıf değildir, belki yalnızca daha yorulmuştur. Hep aynı kişi kuruyorsa bunun da konuşulması gerekir.
Sakin bir anda, kavgada değilken, ikinizin nasıl küstüğünü de konuşabilirsiniz. Birinin ailesinde kavgalar hep bağırarak bitiyordu, öbürünün evinde ise kimse kimseyle günlerce konuşmazdı. İkiniz farklı dil öğrenmiş olabilirsiniz. Şöyle basit bir anlaşma birçok çifte yetiyor: Yatmadan önce konuyu çözmek zorunda değiliz ama iyi geceler diyeceğiz. Ya da ara verirsek ne zaman döneceğimizi söyleyeceğiz.
Sessizlik bazen de başka bir şeyin parçasıdır. Günlerce konuşmamak, parayı ya da arkadaşlarını kesmek gibi cezalarla birlikte geliyorsa ve sen artık ev içinde ne yapacağını bilemiyorsan, bu sıradan bir küslük değildir ve güvendiğin birine anlatmaya değer.
Şu an bir sessizliğin ortasındaysan bugün kurabileceğin tek cümleyi kafanda hazırla ve bir kez söyle. Söyleyemiyorsan önce hasbihal'de bir Dert olarak yazabilirsin; birine söylenmemiş o cümleyi yazıya dökmek, onu gerçek kişiye söylemeyi kolaylaştırıyor.