Kimseyle konuşmak istemiyorsun ama birine ihtiyacın var
turan4 dk okuma
İki şey aynı anda doğru olabilir. Kimseyle konuşmak istemiyorsun: Telefon çalınca açmıyorsun, "Nasılsın?" mesajlarına cevap yazmayı erteliyorsun, aynı sofrada bile kısa cevaplar veriyorsun. Öte yandan içinden biri olsun istiyorsun. Biri bilsin, biri anlasın, biri "Buradayım" desin.
Bu bir tutarsızlık değil. "Konuşmak istemiyorum" cümlesinin altında çoğu zaman başka bir şey yatar. Açıklamak istemiyorum. Soru sorulsun, "Ama neden?" diye üstüme gelinsin istemiyorum. Akıl verilmesini, birilerinin benim yüzümden üzülmesini, sonra da o konuşmanın yükünü günlerce taşımayı istemiyorum. İhtiyaç duyulan şey ise genellikle daha basit: yargılanmadan duyulmak.
Konuşmayı zorlaştıran şeyler de tanıdık. Ailene anlatırsan endişelenecekler, belki her gün arayıp soracaklar. Bir arkadaşına anlatırsan ortak çevreye yayılmasından çekiniyorsun. Bir de şu var: Ne hissettiğini kendin bile tam bilmiyorsun. Sesli anlatmaya kalksan cümle yarıda kalacakmış gibi geliyor. İnsan anlatamayacağı bir şeyi anlatmaya çalışırken yorulacağını sezer ve hiç başlamamayı seçer.
Böyle zamanlarda konuşmak yerine yazmak bir köprü olabilir. Yazarken sesin titremez, karşındakinin yüzündeki ifadeyi izlemek zorunda kalmazsın, istediğin hızda ilerlersin. Bir cümleyi silip yeniden kurabilirsin. Durup çay demleyebilir, sonra kaldığın yerden devam edebilirsin. Çoğu insan bir derdi yazıya dökerken onun aslında ne olduğunu ilk kez fark eder. "Her şey üst üste geldi" diye başlayan bir paragraf, üçüncü cümlede asıl meseleyi bulur.
İlk adım kimsenin okumayacağı bir yere yazmak olabilir. Telefonundaki not uygulaması, bir defter, kendine attığın bir mesaj. "Şu an hissettiğim şey..." diye başlayan birkaç cümle yeter. Kimseye göstermek zorunda değilsin. Bazen bu bile içerideki baskıyı biraz azaltır.
Nereden başlayacağını bilemiyorsan, yarım cümleler işini kolaylaştırabilir. "Bugün beni en çok yoran şey..." "Kimseye söylemediğim şey şu..." "Birinin bana söylemesini isterdim ki..." Bu cümleleri tamamlarken düzgün yazmaya, mantıklı görünmeye, haklı çıkmaya çalışmana gerek yok. Kimse puan vermiyor. Dağınık, tekrar eden, yarım kalan cümleler de sayılır.
Çoğu insanı susturan bir düşünce daha var: "Kimseye yük olmak istemiyorum." Herkesin kendi derdi var, bir de seninkini dinlemek zorunda kalmasınlar istiyorsun. Bu düşünce çoğu zaman iyi niyetten gelir, ama seni de tamamen yalnız bırakır. Şunu hatırlamak işe yarayabilir: Sevdiğin biri sana içini açtığında bunu bir yük olarak mı görürdün, yoksa sana güvendiği için mi sevinirdin?
Bir sonraki adım, yazdığını birilerinin okuması olabilir, ama seni tanımadan. Adını göstermeden yazmak, "Kim olduğumu anlarlar mı, ne düşünürler?" kaygısını büyük ölçüde ortadan kaldırır. Geriye yalnızca anlatmak istediğin şey kalır. Okuyan kişi seni yüzünden, geçmişinden, ailendeki yerinden tanımaz; yalnızca yazdığına cevap verir. Bu mesafe, yakınlarına söyleyemediğin bir şeyi ilk kez dile getirmeyi kolaylaştırabilir.
Yazdıktan sonra bir cevap gelmesi de ayrı bir his. Biri "Bunu okuyunca kendimi gördüm" dediğinde, yalnız olmadığını kafanda bilmek ile gerçekten hissetmek arasındaki mesafe biraz kapanır. Kimse senden hemen bir şey yapmanı beklemiyor. Akıl istemiyorsan bunu da yazabilirsin: "Tavsiye aramıyorum, içimi dökmek istedim" demek gayet yeterli bir başlangıç.
Bu arada çevrendekilerle bağı tamamen koparmamak için küçük bir şey yapabilirsin. Uzun bir konuşma yerine tek cümlelik bir haber: "Bu ara biraz içime kapandım. Konuşmaya hazır olunca ben yazacağım, sen de arada bir mesaj atarsan sevinirim." Bu cümle seni soru yağmurundan korur ve birinin sana ulaşabileceği kapıyı aralık bırakır.
Konuşmak istemediğin kişiyle konuşabileceğin kişi de bazen farklıdır. Belki annenle değil ama bir kuzeninle, en yakın arkadaşınla değil ama yıllardır görmediğin eski bir sınıf arkadaşınla daha rahat konuşursun. Herkese anlatmak zorunda değilsin. Bir kişi yeter.
İçine kapanma hali haftalardır sürüyorsa ya da uykun, iştahın, günlük işlerin bozulmaya başladıysa bir uzmana başvurmak iyi bir adım; orada da her şeyi birden anlatman gerekmez, birkaç cümleyle başlayabilirsin. Aile, şiddet ya da sosyal destekle ilgili bir durumda 7/24 açık olan ALO 183'ü arayabilirsin. Kendine zarar verme düşüncesi ya da hayati bir tehlike varsa vakit kaybetmeden 112'yi ara.
Bugün kimseyle konuşmak zorunda değilsin, ama içinden geçenleri üç cümleyle bir yere yazabilirsin. O cümleleri bir yabancının okumasına hazır hissettiğinde hasbihal'de bir Dert olarak paylaşabilir, adını göstermemeyi seçebilirsin.