Kavgadan sonra gönül almak: işe yarayan bir özür neye benzer?
turan4 dk okuma
"Tamam, özür dilerim. Ama sen de..." Bu cümlede "ama"dan sonra gelen her şey, öncesindeki özrü siler. Karşındaki kişi artık özrünü değil, kendisine yöneltilen yeni bir suçlamayı duyar ve kavga, barışmak için aralanan kapıdan yeniden içeri girer.
Kalbini kırdığın birinin gönlünü almak istediğinde akla ilk gelen genellikle bir jest oluyor. Çiçek, en sevdiği tatlı, uzun ve duygusal bir mesaj, sürpriz bir akşam yemeği. Bunların hepsi güzel ama çoğu zaman yanlış sırada geliyor. Kırılan şey konuşulmadan gelen bir hediye, karşı tarafa "hadi bunu kapatalım" gibi görünebilir. Jest bir özrü tamamlar, onun yerine geçmez.
İşe yarayan bir özür önce neyin kırıldığını adıyla söyler. "Her şey için özür dilerim" kulağa geniş ve cömert gelir ama aslında belirsizdir; karşındaki, neyi anladığından emin olamaz. "Dün akşam arkadaşlarının yanında sana laf soktum ve seni orada mahcup ettim" ise neyin yanlış olduğunu bildiğini gösterir. Bu cümleyi kurmak zordur, çünkü yaptığın şeye adını koymak onu küçültmeden kabul etmek demektir. Zor olduğu için de değerlidir.
Bir de duygunun kime ait olduğu meselesi var. "Kırıldıysan özür dilerim" kibar görünür, oysa sorunu yaptığın şeyden alıp onun hassasiyetine taşır. Sanki asıl mesele onun fazla alıngan olmasıymış gibi. "Seni kırdığımı biliyorum" demek ise sorumluluğu olduğu yerde bırakır. Küçük bir fark gibi duruyor ama karşı taraf bunu hemen duyar.
Açıklamayı sonraya bırakmak da işe yarar. Neden öyle davrandığını anlatmak istemen çok doğal; belki yorgundun, belki o gün başka bir şeye sinirlenmiştin. Ama açıklama özürle aynı nefeste gelirse savunma gibi duyulur. Önce özür, sonra o sorarsa ya da ortam yumuşadığında açıklama. "Neden böyle yaptığımı anlatmak isterim ama önce bunun yanlış olduğunu söylemem gerekiyor" gibi bir cümle ikisini birbirinden ayırır.
Belki de konunun kendisinde hâlâ haklı olduğunu düşünüyorsun. Bu, özür dileyemeyeceğin anlamına gelmez. Bir tartışmada fikrin doğru olabilir ama o fikri savunma biçimin yanlış olabilir. "Tatili nerede geçireceğimiz konusunda hâlâ farklı düşünüyoruz ama sana bağırmam yanlıştı" demek hem dürüst hem de ikinizi aynı tarafa geçiren bir cümle. Her şeyi kabullenmen gerekmiyor, kendi payını kabullenmen yeterli.
Özrü gerçekten taşıyan şey ise ondan sonra gelir. "Bir daha olmayacak" sözü, aynı şey ikinci kez olduğunda bütün değerini kaybeder. Onun yerine küçük ve tutulabilir bir değişiklik söylemek daha inandırıcıdır: "Sinirlendiğimde artık kalabalığın içinde değil, eve dönünce konuşacağım." Sonra bunu gerçekten yapmak. Bir sonraki tartışmada o cümleyi hatırlayıp sesini alçalttığın an, ilk özründen çok daha fazlasını anlatır.
Gönül almak biraz beklemeyi de gerektirir. Karşındaki kişi hemen yumuşamayabilir ve bu, özrünün boşa gittiği anlamına gelmez. "Affettin mi?" diye her saat sormak özrü bir talebe çevirir; artık onun iyileşmesi değil, senin rahatlaman konuşulur. "Ne zaman hazır olursan konuşmak isterim, acele etmiyorum" diye yazıp alan bırakmak çoğu zaman daha çok yol aldırır. Kırgınlığın kendi hızı vardır ve o hız senin vicdan rahatlığına göre ayarlanmaz.
Aynı özrü defalarca tekrarlamak da bir noktadan sonra işe yaramaz. Üçüncü "özür dilerim" ilkinden daha az şey söyler, hatta karşındakini seni teselli etmek zorunda bırakabilir. Bir kez, düzgünce söylenmiş bir özür ve ardından gelen tutarlı davranış, on mesajdan daha çok şey söyler.
Jest için doğru an, konuşmadan sonradır. O zaman da pahalı olması gerekmez. Onu dinlediğini gösteren küçük bir şey, bir buket çiçekten fazlasını yapar: geçen ay "çok özledim" dediği yemeği yapmak, sürekli ertelediğiniz bir planı takvime koymak ya da kavganın çıktığı konuda ilk adımı senin atman. Hediyenin değeri fiyatından değil, onu ne kadar dikkatle dinlediğini göstermesinden gelir.
Bazen her şeyi doğru yaparsın ve yine de karşındaki kişi affetmeye hazır olmaz. Bu da onun hakkı. Senin elinde olan, özrünü dürüstçe söylemek ve söz verdiğin değişikliği tutmak. Gerisi zamanla ve onun kararıyla ilgili.
Özrünü söylemeden önce bir kâğıda yazmayı deneyebilirsin. Sonra içinde "ama" ve "eğer" geçen yerlerin altını çiz, "her şey" yerine ne yaptığını yaz, sonuna da tutabileceğin tek bir değişiklik ekle. Cümlenin nasıl duyulacağından emin değilsen, kimliğini açmadan hasbihal'de Fikir Al'a yazıp "Böyle bir özür size nasıl gelirdi?" diye sorabilirsin.