Karşılık görmeyen bir sevgi: tek taraflı aşk nasıl hafifler?
turanDüzenlendi4 dk okuma
Ortada bir ilişki yok, bir ayrılık da yok. Bu yüzden üzüldüğünü söyleyecek bir cümlen bile yok. Kimse sana "Geçmiş olsun" demiyor, çünkü dışarıdan bakınca bir şey olmadı. Sen ise bir kişinin mesaj atıp atmayacağına göre şekillenen günler geçiriyorsun. Tek taraflı aşk, en sessiz yaşanan kırgınlıklardan biri.
Bu duygunun bu kadar uzun sürmesinin bir sebebi var. Gerçek bir ilişkide karşındakini kızgınken, yorgunken, seni hayal kırıklığına uğratırken de görürsün. Tek taraflı sevdiğin kişinin ise büyük kısmını sen tamamlarsın. Üç cümlelik bir sohbetten koca bir karakter çıkarırsın, gülüşünden bir anlam, geç gelen bir cevaptan bir hikâye. Bu yüzden unutmaya çalıştığın kişinin bir kısmı aslında senin kafanda duruyor. Bunu bilmek duyguyu yok etmez ama "Onun gibisi bir daha çıkmaz" düşüncesine biraz mesafe koyar. Tanıdığın kişi ile hayal ettiğin kişiyi yan yana koymayı dene. Onun hakkında gerçekten bildiğin şeyleri bir yere yazdığında liste umduğundan kısa çıkabilir.
İkinci sebep umut. Hayır denmemişse ya da denmiş ama ardından bir sıcaklık gelmişse, kapının aralık kaldığını düşünürsün. Doğum gününde attığı bir mesaj, bir şakan için gönderdiği gülen yüz, "Sen çok iyi birisin" cümlesi. Bunların her biri küçük bir yakıt. Mesafeyi korumak bu yüzden en kaba ama en işe yarar adım oluyor. Sana iyi gelmeyen şey onu görmek değil, görmek için bahane üretmek. Hikâyelerine bakmayı bırakmak, onun olacağını bildiğin yere özellikle gitmemek, konuşmayı uzatacak soruları sormamak. Bunlar kaba davranmak değil. Selam verir, geçersin; yalnızca kendi gününü onun etrafında kurmamayı seçersin.
Arkadaş grubunuz aynıysa ya da aynı yerde çalışıyorsanız bu mesafe zorlaşır. Onu tamamen hayatından çıkaramıyorsan, ona ayırdığın dikkati azaltmayı hedefleyebilirsin. Toplantıda karşı tarafa oturmak, ortak planlarda her seferinde onun geleceği planları seçmemek, yanına tek başına gitmek için fırsat kollamamak. Bir süre sonra aynı odada olmak daha az şey ifade etmeye başlar. Bu hemen olmaz. Bazı günler yine eski yerine dönersin ve bu ilerlemenin bozulduğu anlamına gelmez.
Peki ona söylemeli misin? Açıkça söylemediysen ve bu soru aylardır kafanı meşgul ediyorsa, söylemek belirsizliği bitirebilir. Hayır cevabı acıtır ama bazen acıtan bir cevap, biten bir bekleyiştir. Ama karşılık beklemek için değil, kendi soruna bir son vermek için söylemek gerekir. Daha önce söylediysen ve cevap belliyse, aynı konuşmayı başka kelimelerle yeniden açmak sana da ona da yük olur. Çevrendekilerin "Israr et, sonunda görür" önerilerini de iki kere düşün. Karşındaki hayır demişse bu cümle sana umut verir, ona rahatsızlık.
Kendine kızmak bu sürecin en gereksiz kısmı. "Aptal mıyım ben, neden hâlâ düşünüyorum?" dedikçe duygu gitmiyor, üstüne utanç ekleniyor. Birini sevmek bir hata değil. Sevdiğin için kendini küçük görmen gerekmiyor, karşılık görmemesi de senin değerinle ilgili bir ölçüm değil. Bir insan başka bir insanı sevmeyebilir ve bunun çoğu zaman anlatılabilir bir sebebi yoktur. Kendini sürekli onun beğeneceği biri olmaya çalışırken buluyorsan, bunu fark etmek önemli bir eşiktir. Bir süredir hangi filmleri izlediğini, ne giydiğini, ne paylaştığını kim için seçiyorsun?
O kişiye harcadığın dikkat bir yerden geri dönünce, kendine başka yer açmak gerekir. Bu "kendini oyala" önerisi değil. Birini düşünmek gerçekten saatler alıyor ve bu saatler boşalınca bir süre boşluk hissedersin. Eski bir arkadaşını aramak, ertelediğin bir kursa yazılmak, yürüyüş gibi basit bir alışkanlık. Hiçbiri aşkın yerini tutmaz, zaten amaç da bu değil. Amaç, gününde onun dışında anlatacak bir şeylerin olması.
Bir de takvim beklentisini bırakmak iyi gelir. Bazı insanlar birkaç ayda hafifler, bazıları için yıllar sürer ve sen bir sınava girmiyorsun. Bir gün fark edersin ki bir şarkı artık sadece bir şarkı, bir hafta geçmiş ve onu hiç kontrol etmemişsin. Hafifleme genellikle böyle sessizce gelir.
Bu hafta tek bir küçük adım seçebilirsin: hikâyelerini sessize almak ya da ona yazmak için bulduğun o bahaneyi bu kez kullanmamak. Anlatacak kimsen yoksa da hasbihal'de bir Dert olarak yazabilirsin. Dışarıdan bakınca bir şey olmamış görünen bu kırgınlık, orada okuyan birine hiç de yabancı gelmeyebilir.