Kalabalığın içinde bile yalnız hissettiğinde
turan4 dk okuma
Masada on kişi vardı. Biri doğum gününü kutluyordu, herkes gülüyordu, sen de güldün. Fotoğrafta mutlu görünüyorsun. Ama eve dönerken otobüsün camına başını yasladığında içinde tuhaf bir boşluk vardı: O kadar insanın arasında kimse seni gerçekten görmemiş gibi.
Kalabalığın içindeki yalnızlık, anlatması belki de en zor olanı. Dışarıdan bakan biri "Ama senin bir sürü arkadaşın var" der ve bir bakıma haklıdır. Telefonunda yüzlerce kişi kayıtlı, gruplarda mesajlar dönüyor. Yine de insan bazen hiç kimsesi yokmuş gibi hisseder. Eksik olan insan değil, onlardan birinin seni gerçekten görmesi. "Bugün kötüyüm" dediğinde konunun değiştirilmediği, sessiz kalsan da yanında rahat edebildiğin bir bağ.
Yalnızlık ile tek başına olmak aynı şey değil. Bazı insanlar bir pazar gününü kimseyle konuşmadan geçirir ve dinlenmiş olarak uyanır; bu seçilmiş bir yalnızlıktır ve çoğu zaman iyi gelir. İstenmeyen yalnızlık başkadır. Konuşmak istersin ama kimi arayacağını bilemezsin, arasan bile ne diyeceğini bilemezsin. Kendine şunu sorabilirsin: Bu yalnızlık bana dinlenme mi veriyor, yoksa ağırlık mı? Tek başıma kaldığımda rahatlıyor muyum, yoksa telefonu elime alıp yazacak kimse bulamıyor muyum? Akşamlar erken kararmaya başladığında bu farkı daha net hissedebilirsin.
Kalabalıkta yalnız hissetmenin tanıdık sebepleri olabilir. Belki çevrendeki ilişkiler hep yüzeyde kalıyor; buluşmalarda iş, diziler, gündem konuşuluyor ama kimse kendinden bahsetmiyor. Belki sen her zaman dinleyen, ortamı toparlayan, şaka yapan kişisin ve senin de dinlenmeye ihtiyacın olduğu kimsenin aklına gelmiyor. Belki hayatında büyük bir değişiklik oldu ve çevrendekiler bundan habersiz. Belki de bir zamanlar içini açtığında hafife alındın ve o günden beri kendini anlatmaktan vazgeçtin.
Bu hissi değiştirmek için hayatını baştan kurman gerekmiyor. Küçük ve somut bir temas, büyük planlardan daha çok işe yarar. Etrafındaki insanlar içinde seninle bir kez olsun gerçekten konuşmuş birini düşün. Ona kalabalık bir ortamda değil, baş başa bir çay ya da kısa bir yürüyüş teklif edebilirsin. Kalabalık bazen tam da yakınlığı engelleyen şeydir. Altı kişilik bir masada kimse "Aslında bu ara pek iyi değilim" demez, iki kişilik bir masada denebilir.
Bir başka adım, yüzeyin bir santim altına inmek. Biri "Nasılsın?" diye sorduğunda her zamanki "İyiyim" yerine "Açıkçası bu ara biraz yalnız hissediyorum" demeyi deneyebilirsin. Bu cümle korkutucu gelebilir. Ama çoğu zaman karşı taraftan da benzer bir itiraf gelir, çünkü yalnız hisseden insanlar genellikle bunu bir tek kendilerinin yaşadığını sanır.
Her zaman dinleyen taraf sensen, bunu bir kez açıkça söylemek de işe yarayabilir. Güvendiğin birine "Hep ben dinliyorum ya, bu sefer biraz da ben anlatmak istiyorum" demek ilk başta tuhaf gelir. Ama çoğu insan bunu duyunca şaşırır ve sevinir; senin de bir şeyler taşıdığını hiç düşünmemiştir. Aynı şey eski bağlar için de geçerli. Yıllardır konuşmadığın ama bir zamanlar çok yakın olduğun birine "Geçen gün seni düşündüm, nasılsın gerçekten?" diye yazmak, beklediğinden sıcak bir cevap getirebilir.
Düzenli tekrar eden karşılaşmalar da yardımcı olur. Haftada bir aynı saatte gittiğin bir kurs, bir yürüyüş grubu, bir gönüllülük işi, mahalledeki bir kitap kulübü. Aynı yüzleri tekrar tekrar gördüğün yerler. Yakınlık çoğu zaman tek bir harika sohbetten değil, sıradan denebilecek kadar sık tekrarlanan küçük karşılaşmalardan doğar. İlk haftalarda bir şey olmuyormuş gibi gelmesi normal.
Bu arada kendine nasıl konuştuğun da önemli. "Bende bir sorun var, kimse benimle gerçekten ilgilenmiyor" düşüncesi yalnızlıkla birlikte gelir ve onu daha da ağırlaştırır. Yalnız hissetmek sevilmeye değmediğin anlamına gelmiyor. Şu an çevrendeki bağların ihtiyacını karşılamadığı anlamına geliyor ve bu değişebilecek bir şey.
Bu his haftalardır seninle birlikteyse ya da uykunu, iştahını, işini veya okulunu etkilemeye başladıysa bir uzmana başvurmak iyi bir adım; bunu tek başına taşımak zorunda değilsin. Aile, şiddet ya da sosyal destekle ilgili bir durumda 7/24 açık olan ALO 183'ü arayabilirsin. Kendine zarar verme düşüncesi ya da hayati bir tehlike varsa vakit kaybetmeden 112'yi ara.
Bu hafta tek bir kişiye kalabalığın dışında yarım saatlik bir buluşma teklif etmek iyi bir başlangıç olabilir. Bunu henüz kimseye söyleyemiyorsan, hasbihal'de bu hissi bir Dert olarak yazabilirsin; bazen tanımadığın birinin "Ben de böyleyim" demesi bile o boşluğu biraz daraltır.