İş yerinde dışlandığını hissediyorsan önce neye bakmalı?
turan4 dk okuma
Dışlanmak işte ayrı bir ağırlık taşır, çünkü oradan kalkıp gidemezsin. Bir arkadaş grubundan uzaklaşabilirsin ama iş yerinde her sabah aynı koridordan geçip aynı insanlarla aynı masada oturmak zorundasın. Öğle yemeğine çıkılırken sana haber verilmemesi, sen girince susan bir sohbet, haberin olmadığı bir toplantı. Tek tek bakınca küçük şeyler, ama üst üste binince "iş arkadaşlarım beni dışlıyor" cümlesi kendiliğinden kuruluyor.
Bu hissi ciddiye almak gerekiyor, ama ne olduğunu anlamadan bir sonuca varmak insanı yanlış yere götürebilir. Dışarıdan bakınca birbirine benzeyen iki farklı durum var. Birinde ortam genel olarak mesafelidir ya da sen henüz o ortamın içine girememişsindir. Öbüründe biri ya da birileri seni bilerek ve sürekli dışarıda bırakıyordur. İlkinde ilişki kurmaya çalışmak işe yarar, ikincisinde kendini korumak öne geçer.
İlk bakılacak şey, bu mesafenin yalnızca sana mı yönelik olduğu. Herkesin kulaklıkla çalıştığı, öğle arasında dağıldığı, kimsenin kimseyi pek tanımadığı iş yerleri var. Yıllardır birlikte çalışan bir ekibe yeni katıldıysan, aralarındaki şakalar ve alışkanlıklar seni dışarıda bırakıyor gibi gelebilir, ama bu kişisel olmayabilir. Kendine şunu sor: başka yeni gelenler de benzer bir mesafe yaşıyor mu? Ben hiç ilk adımı attım mı, yoksa çağrılmayı mı bekledim?
Sonra bir şeyin değişip değişmediğine bak. Önceden iyi olan ilişkiler bir noktadan sonra soğuduysa, arada bir anlaşmazlık, bir terfi, bir yanlış anlaşılma ya da kulaktan kulağa yayılan bir söz olabilir. Bazen en hızlı yol sormaktır, suçlamadan ve baş başayken. "Son zamanlarda aramızda bir mesafe oluştu gibi hissediyorum. Benim fark etmediğim bir şey mi oldu?" gibi bir cümle, karşındakine savunmaya geçmeden cevap verme şansı tanır.
"Müdürüm beni sevmiyor" hissi ayrıca düşünülmeyi hak ediyor. Bazı yöneticiler herkese karşı soğuk, kısa ve talepkârdır; bu yorucudur ama sana özel değildir. Sana yönelik bir şey sezdiğinde de doğrudan sormak işe yarayabilir: "Son birkaç işte beni toplantılara dahil etmediğinizi fark ettim. Benden beklentiniz değişti mi, bilmek isterim." Cevap rahatsız edici olsa bile belirsizlikten iyidir ve neyin değiştirilebileceğini gösterir.
Bir de tablonun daha ağır olduğu durumlar var. Herkesin önünde sürekli küçümseniyorsan, işini yapmak için gereken bilgi senden bilerek saklanıyorsa, görevlerin elinden alınıyor ya da yetiştirilemeyecek işler sana yığılıyorsa, alay ve dedikodu haftalardır seni hedef alıyorsa, bu artık bir ortam meselesi değil. Tekrar eden, hedefli ve süren bir baskıdan söz ediyoruz; insanların mobbing diye aradığı şey çoğu zaman bu. Böyle bir durumda yaşananları not etmeye başlamak iyi olur: tarih, saat, kimin ne dediği, kimlerin orada olduğu. E-postaları ve mesajları silmemek de bunun parçası. Bu kayıt kavga etmek için değil; kafanın içindeki bulanıklığı netleştirmek ve elinde somut bir şey olsun diye. Hakların ve atılabilecek adımlar konusunda ise bir hukukçuya ya da ilgili resmi kaynaklara danışmak en sağlıklısı.
Hangi durumda olursan ol, kendini kollamak önemli. İş yerinde, başka bir bölümde de olsa, selamlaştığın, çay molasında iki kelime ettiğin tek bir kişi bile günü değiştirebilir. İşten çıktıktan sonra seni iş dışından tanıyan insanlarla vakit geçirmek, iş yerindeki hikâyenin senin tamamın olmadığını hatırlatır. Dışlanan biri bir süre sonra kendi hakkında da o hikâyeye inanmaya başlayabilir: "Demek ki bende bir sorun var." Bu cümle çoğu zaman doğru değil, ama yalnız kalınca kolay yerleşiyor.
Kendi tepkine de bir göz atmak gerekiyor. Dışlandığını hisseden biri bazen farkında olmadan daha da geri çekilir: selamı kısaltır, toplantıda susar, ortak alanlara uğramaz olur. Karşı taraf da bunu soğukluk diye okuyabilir ve mesafe iki yönden büyür. Bunun tersi de olur; kırgınlık, bir gün herkesin önünde patlayan sert bir cümleye dönüşebilir. İkisinin arasında durmak kolay değil. Bu, olanların sorumluluğunu sana yüklemek anlamına gelmiyor; ama sakin ve kibar kalmak, durum ne olursa olsun elini güçlendirir.
Mesafeli ama düşmanca olmayan bir ortamdaysan, küçük adımlar fark yaratabilir. Bir sabah ekibe çay ya da kahve getirmek, birine yaptığı işle ilgili merakla bir soru sormak, öğle yemeğine çıkan gruba "Ben de gelebilir miyim?" demek. İlk denemede sıcak bir karşılık görmeyebilirsin; bu her zaman reddedildiğin anlamına gelmez. İnsanlar çoğu zaman kendi telaşlarının içinde, yeni birine yer açmayı akıl etmiyor.
Bu hafta bir kâğıda kendini dışarıda hissettiğin üç anı yaz ve her birinin yanına bunun sana özel mi, yoksa ortamın genel hali mi olduğunu not et. Tablo netleştikçe ne yapacağın da netleşir. Yaşadığını birine anlatmak istersen hasbihal'de Dert olarak yazabilirsin; iş yerinin adını ve seni tanıtacak ayrıntıları vermeden de derdini anlatmak mümkün.