İş hayatına yeni başlarken kimsenin söylemediği şeyler
turan4 dk okuma
İlk haftalarda insanı en çok yoran şey, neyi bilmediğini bilmemek. Okulda neyin ne zaman beklendiği az çok belliydi; ders programı, sınav tarihi, not vardı. Bir şeyi yanlış yaptıysan kırmızı kalemle işaretlenip geri gelirdi. İlk işte bunların çoğu yok. Kimse sana müfredat vermiyor, ne kadar iyi gittiğini söyleyen düzenli bir not yok ve kuralların yarısı hiçbir yere yazılmamış. "İş hayatına alışamıyorum" diye düşünüyorsan, bu çoğu zaman senin yetersizliğin değil, bu ani değişimin kendisi.
Kimsenin söylemediği ilk şey yorgunluğun türü. İlk aylarda eve geldiğinde hiçbir şey yapmak istemeyebilirsin, oysa bütün gün bir masada oturmuşsundur. Bu yorgunluk bedenden çok dikkatten gelir. Yeni insanların adlarını öğrenmek, kimin neye karar verdiğini çözmek, her e-postayı iki kez okumak, hata yapmamak için sürekli tetikte olmak. Bu tempo zamanla azalır. İlk aylarda akşamların sakin geçmesi ve hafta sonunu dinlenerek geçirmek tembellik değil, alışmanın doğal hali.
İkincisi yazılmamış kurallar. Kim toplantıya erken gelir, e-postada kime bilgi verilir, mesai bitince herkes kalkar mı yoksa biri kalkana kadar beklenir mi? Bunları çoğu zaman kimse anlatmaz, gözlemleyerek öğrenirsin. İşini kolaylaştıracak şey, bu konularda rahatça sorabileceğin bir kişi bulmak. Bu illa yöneticin olmak zorunda değil; senden birkaç yıl önce başlamış, o ilk günleri hâlâ hatırlayan biri daha iyi bir rehber olabilir.
Soru sormak beklenen bir şey. Yeni başlayan birinin her şeyi bilmesini kimse ummaz, ama soruyu nasıl sorduğun fark yaratır. Önce kendin biraz uğraşıp sonra "Şunu denedim, burada takıldım" diye gitmek, karşındakinin zamanına saygı gösterir. Bir işi ilk kez yapıyorsan "Bunun daha önce yapılmış bir örneğini görebilir miyim?" demek çoğu zaman uzun bir açıklamadan daha çok işe yarar. Küçük soruları gün içinde biriktirip tek seferde sormak da bir yöntem.
Etrafındaki herkes senden çok şey biliyormuş gibi görünecek. Toplantılarda anlamadığın kısaltmalar, herkesin bildiği ama senin ilk kez duyduğun isimler geçecek. Bu his, sahte biriymişsin ve bir gün anlaşılacakmış gibi bir korkuya dönüşebilir. Oysa senden birkaç yıl önce başlamış olanlar da büyük ihtimalle aynı masada aynı şeyi hissetti; yalnızca artık hatırlamıyorlar. Anlamadığın bir kısaltmayı not alıp sonra sormak, bilmiyormuş gibi görünmekten çok daha az utanç vericidir.
İş arkadaşlarınla ilişkiler de düşündüğünden önemli. İlk haftalarda kiminle öğle yemeğine çıktığın, kiminle çay molası verdiğin, sonraki aylarda işini ne kadar kolay yapacağını etkiler. Herkesle yakın olman gerekmiyor. Ama dedikodunun ortasında durmamak ve kimseyi küçümsememek, yeni bir yerde kendine sağlam bir zemin kurmanın en sessiz yolu.
Geri bildirim sandığından seyrek gelir. Okulda her ödev bir not alırdı; işte sessizlik çoğu zaman "her şey yolunda" anlamına gelir, ama bunu bilmek zor. Belirsizlik seni yiyorsa ilk birkaç ayın sonunda yöneticine kendin sorabilirsin: "İlk aylarımı nasıl buldunuz? Neyi farklı yapmamı istersiniz?" Bu soru çoğu zaman karşı tarafı da rahatlatır, çünkü geri bildirim vermek de kolay bir iş değil.
Hata yapacaksın. Herkes yapıyor; önemli olan hatayı fark ettiğinde ne yaptığın. Saklamak ya da kendiliğinden kapanmasını beklemek yerine erken söylemek, yanında bir çözüm önerisi getirmek, çoğu ortamda hatanın kendisinden daha çok akılda kalır. "Şurada bir yanlış yaptım, fark ettim, şöyle düzeltmeyi düşünüyorum" cümlesi, ilk işinde öğrenebileceğin en işe yarar cümlelerden biri.
Bir de sınırlar var. Gece on birde gelen bir mesaja hemen cevap vermen gerekip gerekmediğini kimse söylemez, ama ilk aylarda kurduğun alışkanlıklar sonradan senden beklenen şeye dönüşür. Neyin gerçekten acil olduğunu, ulaşılabilir olmanın bu iş yerinde ne anlama geldiğini bir kez sormak, sonradan yorucu bir düzene girmeni engelleyebilir.
İlk işini hemen sevmeyebilirsin. Pazar akşamları içine bir ağırlık çökebilir, arkadaşlarının paylaştığı ofis fotoğrafları seninkinden daha parlak görünebilir. Bu, yanlış yerde olduğun anlamına gelmeyebilir; alışmanın kendisi zaman alır. Ama aylar geçtikçe bu ağırlık azalmıyor, tam tersine artıyorsa, işin sana uyup uymadığını sormak için iyi bir sebebin var demektir. İlk iş ömür boyu sürecek bir karar değil. Ondan ne istemediğini öğrenmek de bir kazanç.
Küçük bir alışkanlık önerisi: her hafta sonunda o hafta yaptığın, öğrendiğin ya da çözdüğün bir şeyi bir yere yaz. İlk aylarda insan hep eksiklerini görür; bu liste ise neyi öğrendiğini gösterir. Birkaç ay sonra geriye baktığında, başta seni korkutan şeylerin çoğunu artık düşünmeden yaptığını görebilirsin. İş hayatına yeni başlamış ve "keşke biri bunu bana söyleseydi" dediği şeyleri anlatacak insanların cevaplarını okumak istersen, hasbihal'de Fikir Al'da tam bunu sorabilirsin.