İş bulamamak insanı nasıl yıpratır ve bu süreçte ayakta kalmak
turan4 dk okuma
İş aramanın en yorucu tarafı çoğu zaman retler değil, sessizlik. Başvuru gidiyor, cevap gelmiyor. Bir görüşme iyi geçmiş gibi hissediyorsun, sonra haftalarca ses çıkmıyor. Sofrada biri "Bir şey çıktı mı?" diye soruyor, sen de aynı cevabı bir kez daha veriyorsun. "İş bulamıyorum, psikolojim bozuldu" diye yazan insanlar abartmıyor; bu bekleyiş insanı gerçekten aşındırıyor.
Aşınma sessiz ilerliyor. İlk haftalarda bir plan, bir enerji var. Sonra günler birbirine benzemeye başlıyor. Uyku kayıyor, sabah kalkmak için bir sebep kalmıyor. Arkadaşların işten, terfiden, tatilden bahsettikçe sohbetlerden uzaklaşıyorsun. Aileden destek alıyorsan buna bir de mahcubiyet ekleniyor. Bir süre sonra iş bulamamak bir durum olmaktan çıkıp bir kimliğe dönüşüyor: "Ben işe yaramayan biriyim." Bu cümle doğru değil, ama yeterince tekrar edilince öyle hissettiriyor.
Burada bir ayrımı kendine hatırlatmak işe yarar. İş bulamamak; piyasanın, bölümünün, şehrinin, zamanlamanın ve biraz da şansın içinde olduğu bir sonuç. Senin değerinle ilgili bir hüküm değil. Gelmeyen cevap çoğu zaman seni hiç tanımayan birinin, bir yığın dosya arasında hızla verdiği bir karar. Bunu bilmek acıyı yok etmiyor ama acının nereye yöneleceğini değiştiriyor. "Ben yetersizim" yerine "bu süreç uzun ve zor" demek, ertesi gün yeniden başlamayı mümkün kılan bir cümle.
Günü yapılandırmak bu dönemde en somut destek. İşsizken zaman bol görünür, ama yapısız zaman insanı yorar. Kendine bir mesai belirlemeyi deneyebilirsin. Sabah belli bir saatte kalkmak, giyinmek, iki ya da üç saati başvuruya, ilan taramaya, özgeçmişi düzeltmeye ayırmak. Sonra o kapıyı kapatmak. Bütün günü ilan sayfalarını yenileyerek geçirmek hem verimsiz hem yıpratıcı. Mesai bittikten sonra kalan zaman başka şeylere ait: bir yürüyüş, bir arkadaşla buluşma, ev işi, yeni bir şey öğrenmek.
Gün içinde bitirebileceğin küçük işler de önemli. İş aramanın sonucu senin elinde değil, ama tamamlayabileceğin şeyler var. Bir dolabı toplamak, bir yemek yapmak, bir kursun tek dersini izlemek, birine yardım etmek. Akşam "bugün şunu yaptım" diyebileceğin tek bir şey, beklemenin ortasında ayağını basabileceğin bir zemin oluşturur. Gönüllü bir iş, aileden birinin işine yardım ya da kısa süreli bir iş de, aradığın iş olmasa bile, evden çıkıp insanların arasına karışmanın bir yolunu açar.
İnsanlarla teması kesmemek belki de en zor kısım. Utanç insanı geri çekilmeye iter; davetleri geri çevirirsin, mesajlara geç cevap verirsin. Ama yalnızlık beklemeyi daha uzun gösterir. Herkese her şeyi anlatmak zorunda değilsin. Soru geldiğinde kısa bir cevabın olabilir: "Arıyorum, birkaç başvurum var, olunca söylerim." Sonra konuyu değiştirmek senin hakkın. Bir ya da iki kişiye ise gerçeği anlatabilirsin: "Bu süreç beni sandığımdan çok yıprattı." Bunu duyacak tek bir kişi bile yükü biraz hafifletir.
Aileyle konuşmak ayrı bir dert. Sofradaki o soru çoğu zaman kaygıdan gelir, ama her gün sorulunca baskıya dönüşür. Bir kez sakin bir anda oturup şöyle demek işe yarayabilir: "Arıyorum, elimden geleni yapıyorum. Her gün sorulunca daha çok sıkışıyorum. Bir gelişme olunca ilk size söyleyeceğim." Bu cümle onların kaygısını küçümsemez, ama sana nefes alacak bir alan açar.
Bir ret maili geldiğinde ya da umutlandığın bir görüşmeden ses çıkmadığında kendine bir gün tanıyabilirsin. Üzülmek, kızmak, o akşam hiçbir şey yapmamak anlaşılır. Ertesi sabah ise kendi koyduğun mesai saatine geri dönmek, o tek cevabın bütün süreci belirlemesine izin vermemek demek.
Bir de kıyaslama meselesi var. Sosyal medyada herkes yeni işini, ilk maaşını, ofis manzarasını paylaşıyor gibi görünür. Kimse "dördüncü aydır cevap bekliyorum" diye yazmıyor. Gördüğün şey, insanların seçip gösterdiği kareler. Bu dönemde o akışlara daha az bakmak, kendine yapabileceğin en basit iyiliklerden biri olabilir.
Bu bekleyiş bazen sandığından daha ağır gelebilir. Kendini ya da bir başkasını tehlikede hissettiğin bir an olursa vakit kaybetmeden 112'yi ara. Aile içindeki sorunlar, şiddet ya da sosyal destek ihtiyacı için 7/24 ulaşabileceğin ALO 183 hattı var. Umutsuzluk haftalardır sürüyorsa ya da uykunu, iştahını, günlük işlerini bozmaya başladıysa bir uzmana başvurmak da atabileceğin adımlardan biri; bu yükü tek başına taşıman gerekmiyor.
Bu akşam yarın için tek bir şey belirle: kalkış saatin ve o gün bitireceğin küçük bir iş. Uzun süre iş arayıp sonunda bulanların o dönemde moralini neyin ayakta tuttuğunu merak ediyorsan, hasbihal'de Fikir Al'da sorabilirsin; aynı bekleyişten geçmiş birinin "bende şu işe yaradı" demesi bazen bütün tavsiyelerden daha çok tutunacak yer veriyor.