İlişkiyi bitirmek istiyorsun ama bitiremiyorsun: o "ama"nın içinde ne var?
turan4 dk okuma
Belki bu cümleyi kafanda yüzlerce kez kurdun: "Bu akşam söyleyeceğim." Sonra akşam oldu ve o yorgun geldi. Ya da güldü, eski günlerdeki gibi. Ya da ertesi gün önemli bir işi vardı ve "şimdi olmaz" dedin. Haftalar böyle geçti, belki aylar. İçinde bir yerde kararın verildiğini hissediyorsun ama dışarıda hiçbir şey değişmiyor.
İlişkiyi bitirmek isteyip bitirememek insanı iki kez yorar. Bir kere istemediğin bir ilişkinin içinde kalmanın yorgunluğu var, bir de kendine kızmanın. "Neden yapamıyorum, bu kadar zayıf mıyım?" diye sorarsın. Oysa bitirememek çoğu zaman zayıflık değil. O "ama"nın içinde birden fazla şey var ve birbirine düğümlendikleri için tek bir hamleyle çözülmüyorlar. Burada sana "bitir" ya da "kal" diyen bir cümle bulamayacaksın. Amaç yalnızca o düğümü biraz gevşetmek.
İlk düğüm genellikle alışkanlık. Yıllar içinde bir ilişki günün şeklini belirler. Sabah kimin kahveyi yaptığı, iş çıkışı kime mesaj atıldığı, cumartesi kimlerle buluşulduğu, bir şey olduğunda ilk kimin arandığı. Ayrılmak, bir kişiyle birlikte bütün bu düzenden de ayrılmak demek. Kendine şunu sorabilirsin: ayrıldıktan sonra en çok neyi özleyeceğimi düşünüyorum, onu mu, yoksa düzeni mi? Cevap düzense, bu bir kalma sebebi olmaktan çok, yeniden kurulması gereken bir şeyin işareti.
İkinci düğüm korku. İçine bakınca tek bir korku değil, birkaç farklı korku çıkıyor. Yalnız kalmaktan korkmak. Onu üzmekten korkmak. Ailenin, arkadaşların ne diyeceğinden korkmak: "Bu kadar yıl sonra mı?" Pişman olmaktan korkmak. Bunları ayrı ayrı yazmak, hangisinin seni gerçekten tuttuğunu görmeni sağlar. Onu üzme korkusu üzerine de bir şey söylemek gerek: istemeden kalmak da onu üzer, yalnızca daha yavaş ve daha geç fark edilen bir biçimde.
Üçüncü düğüm umut. "Belki düzelir." Bu cümle bazen gerçek bir şeye dayanır; konuştunuz, o bir şeyi değiştirmeye başladı, aranızdaki hava gerçekten yumuşadı. Bazen de ilişkinin başındaki hâlin hatırasına dayanır ve o hatıra her seferinde yeniden umut üretir. Ayırt etmenin bir yolu şu soru: son birkaç ayda umudumu besleyen somut bir şey oldu mu, yoksa umudum hep geçmişten mi geliyor?
Çoğu zaman adı konmayan bir düğüm daha var: verilen emek. "Bu kadar yılı çöpe mi atacağım?" Yıllar çöpe atılmaz. Yaşandılar ve seni bugünkü hâline getirdiler. Ama geçmişte verilen emek, geleceğin nasıl olacağına dair bir şey söylemez. Kalıp kalmamaya karar verirken tartıya geride kalan yıllar değil, önündeki yıllar konur.
Düğümleri gördükten sonra işe yarayabilecek bir ayrım var. Seni ilişkide tutan şeylerin bir kısmı kalman için sebep, bir kısmı ise yalnızca gitmeyi zorlaştıran şeyler. İkisi aynı değil. "Onunla konuşmayı hâlâ seviyorum" bir sebep. "Tek başıma kira ödemek çok zor" gitmeyi zorlaştıran bir şey. Kâğıda "Bitirmek istiyorum ama..." diye başlayan on cümle yazıp her birinin yanına hangisi olduğunu not etmek, bazen haftalarca düşünmekten daha net bir tablo verir. Sebepler tarafı neredeyse boş kalıyorsa, bu sana bir şey söyler. Doluysa, o da başka bir şey söyler.
Bu listeye bakınca şunu da fark edebilirsin: aslında bitirmek istemiyorsun, böyle devam etmek istemiyorsun. İkisi farklı. Eğer ikincisiyse, ayrılık konuşmasından önce başka bir konuşma gerekebilir: "Bu ilişkide mutsuzum ve bir şeyin değişmesi gerekiyor. Bunu seninle birlikte denemek istiyorum." Bu konuşmaya nasıl karşılık verildiği, sonrasında ne yapacağın konusunda sana çok şey anlatacaktır.
Gitmeye karar verirsen, gitmeyi zorlaştıran şeylerin çoğu tek tek ele alınınca küçülür. Nerede kalacağını, ilk haftalarda kimi arayacağını, ortak arkadaşlara ne söyleyeceğini önceden düşünmek, kararın kendisini değil ama sonrasını taşınabilir kılar. Kalmaya karar verirsen de bunun bir erteleme değil, bilerek verilmiş bir karar olması fark yaratır. Her iki durumda da mükemmel anı beklemek, o "ama"yı yalnızca uzatır.
Bir istisnayı ayrıca söylemek gerek. Ayrılamamanın sebebi onun tepkisinden korkmaksa, seni tehdit ediyorsa ya da ayrılırsan kendine zarar vereceğini söylüyorsa, bu bir kararsızlık meselesi değil. Böyle bir durumda tek başına bir çıkış yolu aramak yerine 7/24 açık olan ALO 183'ten destek istemek, tehlike anında da 112'yi aramak gerekir.
Bu hafta o on cümleyi yazmayı deneyebilirsin. Liste karşında durunca neyin seni gerçekten tuttuğunu görmek kolaylaşıyor. İstersen o "ama"yı hasbihal'de bir Dert olarak da yazabilirsin; adını ve tanınacak ayrıntıları vermeden yazmak, kararı kimseye bırakmadan içindekini dışarı çıkarmanın bir yolu.