Hoşlandığın kişiye açılmak: işaret aramak yerine küçük ve açık bir adım
turan4 dk okuma
Mesajına kaç dakikada cevap verdi? Hikâyeni gördü mü, gördüyse neden bir şey yazmadı? Geçen hafta koridorda sana gülümsedi ama bugün yalnızca başını salladı; bu ne demek? Hoşlandığın biri olduğunda insan küçük bir dedektife dönüşüyor. Her davranış bir ipucu, her ipucu bir yorum, her yorum da yeni bir soru.
Hoşlandığın kişinin senden hoşlanıp hoşlanmadığını nasıl anlarsın sorusunun dürüst cevabı şu: çoğu zaman anlayamazsın. İnsanlar pek çok sebeple sıcak davranır; nazik oldukları için, seni bir arkadaş olarak sevdikleri için. Mesafeli davranmanın da bir sürü sebebi olabilir: utangaçlık, yorgunluk, kafasının başka bir şeyle meşgul olması. İşaret okumak bu yüzden insanı aylarca belirsizlikte tutar. Ve belirsizlik, reddedilmekten bazen daha yorucudur.
İşaret aramak yerine küçük ve açık bir adım atmak bu belirsizliği kısaltır. Küçük, çünkü karşındakine ağır bir yük bırakmaz. Açık, çünkü yanlış anlaşılmaz. "Aylardır seni düşünüyorum, sana âşık oldum" gibi büyük bir itiraf, karşındaki kişiyi bir anda büyük bir karar vermek zorunda bırakır. Oysa "Cumartesi şu sergiye gidecektim, benimle gelmek ister misin?" ya da "Seninle iş dışında da vakit geçirmek isterim, bir kahve içelim mi?" gibi bir davet ona daha hafif bir soru sorar: bu kişiyle biraz daha zaman geçirmek ister miyim?
Davetin açık olması da önemli. "Bir ara görüşelim" gibi belirsiz bir cümle, karşındakinin bunun bir buluşma mı yoksa arkadaşça bir görüşme mi olduğunu anlamasını zorlaştırır. Biraz daha netlik iyi gelir: "Seni daha yakından tanımak isterim." Belki en önemlisi de hayır demeyi kolaylaştıran bir cümle eklemek: "İstemezsen hiç sorun değil, aramızda bir şey değişmez." Bu cümle karşı tarafı rahatlatır, ona dürüst olmak için alan açar. Tuhaf gelebilir ama hayır demek kolaylaştıkça, evet derse bunun gerçek bir evet olduğundan da emin olursun.
Ne zaman ve nerede sorduğun da önemli. Başkalarının önünde ya da kolayca uzaklaşamayacağı bir yerde, mesela eve dönerken arabada veya bir iş gününün ortasında sormak onu sıkıştırır. Herkesin göreceği bir yorumla açılmak da öyle. Mesaj mı, yüz yüze mi diye soruyorsan, ikisi de olur. Mesaj ona düşünecek zaman verir, yüz yüze ise cesaretini gösterir. Aranızdaki ilişkiye hangisi daha uygunsa onu seçebilirsin.
Uzun süredir arkadaşsanız korku daha da büyür: ya arkadaşlığı da kaybedersem? Bu riski sıfırlamak mümkün değil ama küçültmek mümkün. Açılırken arkadaşlığı önemsediğini de söylemek, ona iki şeyi birden duyurur: "Arkadaşlığımızı çok seviyorum ve onu riske atmak istemem. Ama sana karşı hislerim değişti, bunu bilmeni istedim." Hayır derse bir süre biraz mesafe gerekebilir. Bu mesafe arkadaşlığın bittiği anlamına gelmez; ikinizin de yeni duruma alışması için zaman tanır.
Bir istisna var. Aranızda bir güç farkı varsa, mesela onun yöneticisi ya da hocasıysan, bu adımı atmamak gerekir. O durumda hayır demek karşındaki için senin sandığından çok daha zordur ve "isterse reddeder" düşüncesi gerçeği yansıtmaz.
Reddedilme ihtimalini taşınabilir kılmanın bir yolu, cevaba önceden hazırlanmak. Hayır derse ne söyleyeceğine baştan karar verebilirsin: "Anladım, dürüst olduğun için teşekkür ederim." Sonra bu cümlenin arkasında durmak. Aynı soruyu yeniden ve yeniden sormamak. Birden soğuyup onu görmezden gelmemek, çünkü bu, aradaki arkadaşlığın bir şarta bağlı olduğunu gösterir. Birkaç gün üzgün olabilirsin, belki biraz utanırsın. Bu his geçer. Hiç sormamanın bedeli ise aylarca süren bir "acaba" olabilir.
Bazen cevap ne evet ne hayırdır: "Bakarız", "Şu ara biraz yoğunum." Böyle bir cevap aldığında bir kez, hafifçe kapıyı açık bırakabilirsin: "Tamam, uygun olduğunda haber verirsen sevinirim." Kendisi başka bir zaman önermezse, bunu nazik bir hayır olarak kabul etmek ikiniz için de daha rahat olur. Belirsiz bir cevabın peşinden koşmak, işaret okuma döngüsüne geri dönmek demek.
Evet derse de her şeyin ilk buluşmaya bağlı olduğunu düşünmek gerekmiyor. İlk buluşma bir sınav değil, birbirinizi biraz daha tanımak için bir fırsat. Her şeyin mükemmel geçmesini beklemek yerine merakla gitmek, ikinizin de rahat olmasını sağlar. Konuşma bir yerde takılırsa, bu da olağan. Karşındaki de büyük ihtimalle senin kadar heyecanlı.
Kurmak istediğin cümleyi bugün bir yere yazabilirsin: kimi, nereye, ne zaman davet edeceğini ve hayır derse ne söyleyeceğini. Cümlenin nasıl durduğundan emin değilsen, hasbihal'de Fikir Al'a yazıp "Böyle bir davet size nasıl gelirdi?" diye sorabilirsin; başkalarının gözü, heyecandan senin göremediğin bir ayrıntıyı yakalayabilir.