Hiçbir şey yapmak istemediğin dönemlerde motivasyonu beklemeden başlamak
turan4 dk okuma
Çoğumuz kafamızda şöyle bir sıra kurarız: Önce istek gelir, sonra iş yapılır. Canım isteyince odamı toplarım. Hevesim gelince yürüyüşe başlarım. Motivasyonum yerine gelince o maile cevap yazarım. Sonra günler geçer, istek gelmez ve beklemek kendi başına bir yüke dönüşür.
Hiçbir şey yapmak istemediğin dönemler pek çok insanın başına gelir. Bir kaybın, bir hayal kırıklığının ya da uzun süredir biriken yorgunluğun ardından gelebilir. Görünür bir sebebi olmadığı da olur. Yatakta uzanırsın, telefonu karıştırırsın, bir bakmışsın akşam olmuş ve "Bugün de hiçbir şey yapmadım" düşüncesi üstüne çöker. "Sadece uyumak istiyorum" cümlesi bazen gerçekten uykuya, bazen de hiçbir şeyle yüzleşmemek isteğine işaret eder. İkisini ayırmak her zaman kolay değil.
Bu dönemlerde işe yarayan şey sırayı tersine çevirmek olabilir. Hevesin gelmesini beklemek yerine, başlayınca hevesin bazen kendiliğinden gelmesine izin vermek. Hareket her zaman motivasyonun sonucu değildir; bazen sebebidir. Ama bunun işlemesi için ilk adımın neredeyse gülünç derecede küçük olması gerekir.
Gülünç derecede küçük derken gerçekten küçük bir şeyden söz ediyorum. "Odamı toplayacağım" değil, "Yerdeki bir tişörtü katlayacağım." "Spora başlayacağım" değil, "Ayakkabılarımı giyip apartmanın kapısına kadar ineceğim." "Ödevi bitireceğim" değil, "Dosyayı açıp ilk cümleyi okuyacağım." Adım o kadar küçük olmalı ki kafandaki "Yapamam" sesi itiraz etmeye bile gerek görmesin. Bir tişörtü katladıktan sonra ikincisine geçersen güzel. Geçmezsen de o gün bir şey yapmış olursun ve bu sayılır.
Yataktan kalkamadığın sabahlarda telefon çoğu zaman en kolay sığınaktır. Bir video, sonra bir tane daha, sonra bir saat geçmiştir ve kalkmak daha da zorlaşmıştır. Bunun için kendine yasak koymak yerine sırayı değiştirmeyi deneyebilirsin: önce ayaklarını yere basıp yatağın kenarına oturmak, sonra telefona bakmak. Telefonu geceden odanın öbür ucunda şarja takmak da sabah ilk hareketi kendiliğinden yaptırır.
Kendine iki dakikalık bir söz vermek de işe yarayabilir. Bir işe yalnızca iki dakika ayıracağını, iki dakika sonunda bırakma hakkın olduğunu söylersin. Çoğu zaman en zor kısım başlamaktır ve iki dakika dolduğunda devam etmek ilk andaki kadar zor gelmez. Gelirse bırakırsın, sözünü yine de tutmuş olursun.
Gününe hafif bir iskelet vermek de yardımcı olur. Her şey serbest olduğunda her şey ertelenebilir. Ama "Kalkınca perdeyi açarım" ve "Öğlen oturup bir şey yerim" gibi birkaç sabit nokta, günün tamamen dağılmasını engeller. Bu noktalar bir program değil, tutunabileceğin birkaç tutamak. Saat on ikide hâlâ yataktaysan bile perdeyi açmak, günün yeniden başlayabileceği bir an yaratır.
Kendinle konuşma biçimin de önemli. "Tembelim, hiçbir işe yaramıyorum" demek seni bir adım öne götürmez; tam tersine yatağa daha da gömer. "Şu an zor bir dönemdeyim ve küçük adımlarla ilerliyorum" demek gerçeği daha doğru anlatır. Gün sonunda yapmadıklarını değil, yaptığın küçük şeyleri saymak da ayrı bir fark yaratır. Bir bardak su içtin, bir mesaja cevap verdin, perdeyi açtın. Bunlar sayılır.
Bir kişiyi işin içine katmak, tek başına verdiğin sözden çoğu zaman daha güçlü olur. Bir arkadaşına "Yarın sabah onda yürüyüşe çıkacağım, bana mesaj atıp sorar mısın?" demek, bir sonraki sabah seni kapıya kadar götürebilir. Kimse seni yargılamak için değil, yanında olmak için orada. İstersen aynı saatte birlikte yürümeyi de önerebilirsin; aynı anda telefonda olmak bile yalnız yürümekten kolaydır.
Hiçbir şey yapmak istememek her zaman tembellik değildir. Beden ve akıl bazen gerçekten dinlenmeye ihtiyaç duyar ve birkaç günlük durgunluk kendiliğinden geçebilir. Bir hafta sonunu hiçbir şey yapmadan geçirmek de iyi gelebilir. Ama bu hal haftalara yayıldıysa, bir dinlenme değil bir sıkışma olabilir ve dikkat etmeyi hak eder.
Bu isteksizlik haftalardır sürüyorsa ve işine, okuluna, uykuna ya da kendine bakmana engel olmaya başladıysa bir uzmana görünmek iyi bir adım; bunu tek başına çözmek zorunda değilsin. Aile, şiddet ya da sosyal destekle ilgili bir durumda 7/24 açık olan ALO 183'ü arayabilirsin. Kendine zarar verme düşüncesi ya da hayati bir tehlike varsa vakit kaybetmeden 112'yi ara.
Bu yazıyı kapattıktan sonra iki dakikada bitecek tek bir şey seçebilirsin; perdeyi açmak ya da yerdeki o tişörtü katlamak yeter. Böyle bir dönemden başkalarının nasıl çıktığını duymak istersen hasbihal'de Fikir Al'a "Hiçbir şey yapmak istemediğin dönemde seni yeniden harekete geçiren ilk küçük şey neydi?" diye yazabilirsin.