Eşinin ailesiyle sorun yaşarken eşinle aynı tarafta kalabilmek
turan4 dk okuma
Pazar ziyaretinden dönüş yolunda arabada kimse konuşmuyor. Sen sofrada söylenen o cümleyi kafanda tekrar tekrar çeviriyorsun, eşin de birazdan "yine mi başlayacağız" diyeceğini bildiğin bir yüzle yola bakıyor. Eve vardığınızda kavga başlıyor, ama kavga aslında eşinin ailesiyle değil, aranızda.
"Eşimin ailesi beni istemiyor", "eşimin ailesiyle görüşmek istemiyorum", hatta "eşimin ailesi yüzünden evliliğim bitiyor" diye yazan insanların hikâyelerinde çoğu zaman benzer bir şey var. Sorun bir kişiyle başlıyor ama hasarı evliliğe veriyor. Çünkü sen eşinden yanında durmasını bekliyorsun, eşin ise ailesine bağlılığı ile sana bağlılığı arasında sıkışıyor. Bir taraf "beni korumuyorsun" diyor, öbür taraf "ailemi bana kötülüyorsun".
Bu yüzden ilk iş, meseleyi "sen ve ailen" ile "ben" arasından alıp "biz ve bir sorun" haline getirmek. Kavgadan hemen sonra değil, sakin bir anda şöyle başlamak işe yarayabilir: "Senden ailenle aramı düzeltmeni istemiyorum. Bu konularda yanımda olduğunu bilmek istiyorum." Eşinin savunmaya geçmesinin en büyük sebebi, ailesini savunmak zorunda kalacağını düşünmesidir. Onu bu zorunluluktan kurtarmak, konuşmayı başka bir yere taşır.
Eşinin "abartıyorsun, onlar böyle" demesi de çoğu zaman kötü niyetten gelmez. O bu evde büyüdü; annesinin her şeye karışması ya da babasının iğneleyici şakaları ona olağan gelir. Senin canını acıtan bir sözü o duymamış bile olabilir. Bu yüzden "Sen o anı nasıl gördün?" diye sormak, ikinizin aynı sahneye farklı yerlerden baktığını görmenizi sağlar. Amaç kimin haklı olduğunu bulmak değil, eşinin senin gördüğünü de görebilmesi.
Kişilik yerine olay konuşmak da çok şey değiştirir. "Annen hep böyle, beni hiç sevmedi" cümlesine eşinin verebileceği tek cevap itirazdır. "Geçen pazar çocuğa nasıl bakmam gerektiğini herkesin önünde söylediğinde kendimi küçük hissettim" cümlesi ise tartışılacak bir şey değil, anlaşılacak bir şey. Tek bir olayı, sende bıraktığı duyguyu ve bundan sonra ne olmasını istediğini söylemek yeter.
Sonra ortak sınırlar gelir ve bunlar ikinizin birlikte vereceği kararlardır. Ne sıklıkla görüşürsünüz? Haber vermeden gelinmesi sizin için uygun mu? Ev, para, çocuklarla ilgili kararlarda kimin sözü geçer? Burada işe yarayan bir ilke var: herkes kendi ailesiyle kendisi konuşur. Senin, eşinin annesine bir sınır söylemen, aynı cümlenin eşinin ağzından çıkmasından çok daha sert duyulur. Eşin "Bu hafta sonu evde kalacağız, gelecek hafta size geliriz" dediğinde bu bir çift kararıdır. Aynı şeyi sen söylediğinde, ailenin gözünde "onu bizden uzaklaştırıyor" diye okunabilir. Bu sınırları bir kez konuşmak da yetmez. İlk uygulandıklarında itiraz gelir ve tam o anda birbirinizi yalnız bırakmamanız gerekir.
Bu yazıyı okuyan sen belki de ortada kalan eşsin. Annenle eşin arasında, her telefonda biraz daha yoruluyorsun. Böyle bir durumda tarafsız kalmaya çalışmak iki tarafı birden kırabilir. Evliliğinin sınırlarını korumak, ailene olan sevgini azaltmak anlamına gelmez. "Annemi seviyorum, ama evimizle ilgili kararları eşimle birlikte veriyoruz" demek, iki bağı da korumanın yoludur.
Eşini seçim yapmaya zorlamamak da önemli. "Ya ben ya onlar" cümlesi kızgınlıkla söylenir ama geri alınması zordur. Öfkeli bir anda eşinin anne babası hakkında ağır konuşmak da bir sonraki konuşmayı zehirler. Çok kızgın olduğunda bunu eşine açıkça söyleyebilirsin: "Şu an çok sinirliyim, ailen hakkında haksız bir şey söylemek istemiyorum. Yarın konuşalım."
Görüşmek istemiyorsan bunun ara yolları var. Ziyaretleri kısaltmak, kalabalık zamanlara denk getirmek, bazı ziyaretlere eşinin yalnız gitmesi gibi. Saygılı ve mesafeli olmak aynı anda mümkün. Bu, ailenin eşin için önemini yok saymak değil, kendi dayanma sınırını tanımak. Çocuklarınız varsa bir şeye daha dikkat etmek gerekir: büyükanne ve büyükbabayla kurdukları bağ, yetişkinler arasındaki gerginlikten ayrı tutulabildiği ölçüde onlara iyi gelir. Çocuğun önünde eşinin ailesini kötülemek ya da ziyaretleri bir koz gibi kullanmak, sorunu onun küçük omuzlarına da yükler.
Bazen de sorun eşinin ailesinden çok, eşinin tutumundadır. Şikâyetlerini her seferinde küçümsüyor, hiçbir konuda yanında durmuyorsa mesele artık evliliğin kendisi olabilir. Böyle bir noktada ikinizin birlikte bir çift danışmanına ya da bir uzmana başvurması, birbirinizi dışarıdan bir gözle dinlemenizi kolaylaştırabilir.
Bu sıkışmışlığı kimliğini açmadan anlatmak istersen hasbihal'de bir Dert olarak yazabilirsin. Yaşadığın tek bir olayı ve sonrasında eşinle aranızda geçeni yazmak, hem dinlenmeni hem de benzer bir yerden geçmiş insanların ne yaptığını duymanı sağlar.