Biriniz çocuk istiyor, biriniz istemiyor: bu konuşma nasıl yapılır?
turan4 dk okuma
Konu arkadaşının bebeğini kucağına aldığında açıldı. Eve dönerken "Biz de düşünmeye başlasak mı?" dedin. Bir sessizlik oldu. Sonra "Ben pek istemiyorum galiba" dedi ve ikiniz de birden çok yorulmuş gibi başka bir şeyden konuşmaya geçtiniz. Bir daha da açılmadı. Ama artık bu cümle evde sizinle birlikte yaşıyor.
Bu konu diğer anlaşmazlıklara benzemez. Hangi eve taşınacağınızda orta yol bulunur, tatil için sıra yapılır, ama bir çocuğun yarısı olmaz. İkinizin de bildiği bu gerçek, konuşmayı bu kadar korkutucu yapan şeydir. Bu yüzden birçok çift konuyu hiç konuşmuyor, zamanın çözeceğini umuyor, ya da biri öbürünün zaman içinde fikir değiştireceğine güveniyor. Oysa zaman bu konuda tarafsız değil. Beklemek çoğu zaman karar vermemek değil, kararı başka bir şeyin vermesini beklemektir.
İlk şey sorular için bir yer açmak. Kavgada olmadığınız, ikinizin de üzgün olmadığı bir zamanda, tek seferde bitirme baskısı olmadan oturmak. Şöyle başlamak işe yarayabilir: "Geçen gün konuştuğumuz şeyi kapatmak istemedim. Seni ikna etmek için konuşmuyorum, nerede durduğunu anlamak istiyorum." Bir konuşmada bitmesi gerekmiyor, olmayacak da. Bu konu büyük ihtimalle birkaç aya yayılacak.
Şimdi yapılması en zor şeye geldik, gerçekten sormak ve dinlemek. "İstemiyorum" dediğinde bunun altında neler var? Para ve iş kaygısı olabilir. Kendi çocukluğu çok ağır geçmiş ve aynısını tekrar etmekten korkuyor olabilir. Bir sağlık meselesi ya da yaşla ilgili bir endişe olabilir. Özgürlüğünü, ilişkinizi, hayatının düzenini kaybetme korkusu olabilir. Ya da düşünüp taşınmış, gerçekten hiç istemiyor olabilir, bu da bir insanın seçme hakkıdır. "Peki sen neden istiyorsun?" sorusu da bir o kadar önemli. Belki yıllardır hayal ettiğin bir şey, belki annenin sürekli sorduğu bir soru, belki de ikinizin artık bir sonraki adımı görmek istemeniz. Çoğu zaman insan bu soruyu sorulunca ilk kez düşünmeye başlıyor.
"Şimdi değil" ile "hiç" arasındaki farkı öğrenmek çok önemli. Biri iş oturunca, şu borç bitince, biraz daha büyüyünce demek istiyor olabilir. Öbürü ise bunu kibarca söylüyor olabilir. Bu yüzden sormak gerekir: "Beş yıl sonra da aynı şeyi mi hissedeceğini düşünüyorsun? Fikrini ne değiştirebilir, ne değiştirmez?" Bunu dürüstçe cevaplamak ikisi için de zor. Sevdiğini kaybetmemek için "Bir gün olur belki" demek çok kolaydır ve bu, ileride ikinize de yıllar kaybettirebilir. Sen de karşındakinin kafasını değiştireceğini umuyorsan, bu umudu kendine itiraf etmek zorundasın.
Bir de konuşmanın dışında kalanlar var. Aileler sorar, sofrada laf atılır, bayramda "Sıra sizde" denir. Bunlar konuşmayı yapmayı çok zorlaştırır, çünkü iki kişiye ait bir karar kalabalıktaki bir karara dönüşür. Birbirinizi bu konularda korumak için ortak bir cevap belirleyebilirsiniz: "Biz kendi aramızda konuşuyoruz." Bu sizi birbirinizin yanına oturtur, karşısına değil.
Bazen bu tür kararlarda dışarıdan biri çok işe yarar. Bir çift terapisti ya da psikolojik danışman bu konuşmayı yönlendirebilir. Uzman bir tarafı haklı çıkarmak için değil, ikinizin de korkmadan söylemesi için oradadır. Sağlıkla ilgili sorularınız varsa, doktorunuz size daha doğru bilgi verecektir, bu yazı o bilgiyi vermek için değil.
Sonunda ne olabilir? Bazı çiftler konuştukça yeni bir yerde buluşur. Biri zaman içinde fikrini gerçekten değiştirir, kimse ona baskı yapmadığı için değiştirebilir. Bazıları çocuksuz bir hayat kurmaya birlikte karar verir ve bu hayatı gerçekten sever. Bazıları da birbirlerini sevmelerine rağmen hayatlarının farklı yöne gittiğini kabul edip ayrılır. Hiçbiri bir başarısızlık değil. Ama bir seçenek var ki genellikle iki kişiye de kötü gelir: Birinin isteksizce evet demesi. Bu çocuğa da, ilişkiye de ağır gelir. Biri "Sen istiyorsun diye" çocuk sahibi olursa yıllar sonra ödenecek bir borç birikir. Aynı şekilde, biri çok istediği bir şeyden sessizce vazgeçerse o özlem de yıllar sonra öfke olarak dönebilir.
Bu kararda kim haklı sorusu pek anlamlı değil. Çocuk isteyen de istemeyen de kendisi için doğru bir şey söylüyor olabilir. Kimsenin kötü, bencil ya da eksik olması gerekmiyor. Bu konuda birbirinizi bu şekilde görmeye başladıysanız bir durup kelimelerinizi değiştirmek bile iyi gelebilir.
Bu hafta ilk konuşmayı açmak için tek bir cümle yeter: "Bu konuda nerede durduğunu merak ediyorum, karar vermek için değil, sadece anlamak için." Aynı yerden geçen başkalarının ne yaşadığını duymak istersen hasbihal'de Fikir Al'a yazabilir, istersen kimliğini vermeden bir Dert olarak anlatabilirsin.