Birbirinizi seviyorsunuz ama sürekli kavga ediyorsunuz: döngü nerede kırılır?
turan4 dk okuma
Geçen hafta konu bulaşıktı. Ondan önceki hafta geç cevaplanan bir mesaj, ondan önce de bir doğum günü davetine kimin gitmek istemediği. Konular değişiyor ama kavga hep aynı yerden başlıyor, aynı cümlelerle büyüyor, aynı sessizlikle bitiyor. Ertesi gün barışıyorsunuz, birbirinizi sevdiğinizden de şüpheniz yok. Sonra küçük bir şey yine tetikliyor ve aynı filmi baştan izliyormuş gibi oluyorsunuz.
Sevgilinle birbirinizi çok sevip yine de sürekli kavga ediyorsanız, insanı en çok yoran şey çoğu zaman kavganın kendisi değil, tekrarı. Her seferinde konuyu çözmeye çalışıyorsunuz: bulaşığa bir düzen, mesajlara bir kural, davetlere bir orta yol. Bunlar iyi niyetli çözümler ama döngüye dokunmuyor, çünkü döngü konunun içinde değil. Konunun etrafında, her seferinde aynı sırayla atılan adımlarda duruyor.
Bir örnek üzerinden düşünelim. Biri eve yorgun geliyor ve kısa cevaplar veriyor. Öbürü bunu ilgisizlik diye okuyup "Yine mi telefondasın?" diyor. İlki kendini sorguya çekilmiş hissedip savunmaya geçiyor: "Beş dakika nefes alamaz mıyım?" Ses yükseliyor. Biri odadan çıkıyor, öbürü arkasından konuşmaya devam ediyor. Sonunda ikisi de ayrı odalarda, haksızlığa uğramış hissederek oturuyor. Konu bulaşık da olsa mesaj da olsa, akış neredeyse aynı.
Kendi döngünüzü görmenin basit bir yolu var: son üç kavgayı bir kâğıda yazmak. İçeriğini değil, basamaklarını. İlk kim ne dedi ya da ne yapmadı, bu nasıl yorumlandı, karşılık ne oldu, ses nerede yükseldi, kim üstüne gitti, kim çekildi, kavga nasıl bitti. Konular birbirine hiç benzemese de basamakların şaşırtıcı biçimde aynı çıktığını görebilirsin. Bazı çiftlerde biri üstüne geliyor, öbürü kaçıyor ve kaçmak üstüne gelmeyi artırıyor. Bazılarında ise ikisi de ilk cümleden itibaren kendini savunuyor ve kimse karşısındakini duymuyor.
Kavgalar son aylarda arttıysa ilişkinin dışına da bakmak işe yarar. Yeni bir iş, taşınma, sınav dönemi, para sıkıntısı ya da hastalanan bir aile büyüğü insanın sabrını sessizce eritir. Bu durumda kavga ilişkideki bir sorunu değil, ikinizin de taşıdığı bir yükü gösteriyor olabilir. Bunu fark etmek bile tonu değiştirir. "Biz bozulduk" yerine "ikimiz de çok yorgunuz" demek bambaşka bir konuşma açar.
Döngünün kırılabileceği yer genellikle en baştır, ses henüz yükselmemişken. Kavga büyüdükten sonra kimse iyi dinleyemez; o noktada en makul cümle bile saldırı gibi gelir. O yüzden kavganın ortasında döngüyü değiştirmeye çalışmak, yağmur yağarken çatı onarmaya benziyor. Asıl iş, havanın açık olduğu bir gün yapılır.
Sakin bir anda, mesela bir yürüyüşte ya da pazar kahvaltısından sonra, tek bir kural üzerine anlaşmayı deneyebilirsiniz. Tek, çünkü beş kural kavga anında hatırlanmaz. Kural da sizin döngünüze göre seçilmeli. Biri üstüne gelip öbürü kaçıyorsa şöyle bir şey olabilir: "Ses yükselince ikimizden biri mola der, yirmi dakika ayrı dururuz, sonra konuşmayı mola isteyen yeniden açar." Son kısım önemli. Mola isteyen geri dönmeyi üstlenirse mola kaçmaya dönüşmez, öbürü de yarı yolda bırakıldığını hissetmez. Kavgalarınız mesajlaşırken büyüyorsa kural daha basit olabilir: "Yazarken gerilirsek 'akşam yüz yüze konuşalım' yazıp telefonu bırakırız." Eski kırgınlıklar her seferinde masaya geliyorsa da şöyle bir kural seçilebilir: "Kavgada yalnızca o günün konusu konuşulur, eskisini ayrı bir gün açarız."
Bu konuşmayı açarken kurduğun ilk cümle çok şey belirler. "Sen hep böyle yapıyorsun" diye başlarsan karşındaki daha masaya oturmadan savunmaya geçer. "Fark ettim ki biz hep aynı yere varıyoruz ve bunu ikimiz de istemiyoruz" gibi bir cümle ise onu sanık sandalyesinden kaldırır. Döngü ikinizin ortak malı. İçinde kalmak için ikinizin de bir payı var, çıkmak için de.
Kural ilk denemede tutmayacak, bunu baştan bilmek iyi olur. Biri molayı unutacak, öbürü yine "hep" diyecek. Bu, kuralın işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Barıştıktan sonra "Bu sefer nerede kaçırdık?" diye beş dakikalık bir konuşma, bir sonraki seferi biraz daha kolaylaştırır. Hedef hiç kavga etmemek değil. Kavgaların daha kısa sürmesi, daha az iz bırakması ve arada bir gerçekten bir yere varması.
Bir not düşmek de gerekiyor. Burada anlatılan, birbirinden korkmayan iki insanın kavgası. Kavgalarda itip kakma, eşya kırma, tehdit ya da sürekli aşağılama varsa mesele bir iletişim döngüsü değildir. O durumda kural aramak yerine kendi güvenliğini düşünmek ve 7/24 açık olan ALO 183'ten destek istemek gerekir.
Bu hafta sakin bir anda son üç kavganızın basamaklarını yan yana koyup ortak noktayı bulmayı ve ikiniz için tek bir kural seçmeyi deneyebilirsin. Başkalarının bu döngüyü nasıl kırdığını merak ediyorsan hasbihal'de Fikir Al'a "Kavgalarımız hep aynı yerden başlıyor, siz bunu nasıl değiştirdiniz?" diye yazabilirsin.