Bayramda "ee, ne zaman evleniyorsun?" sorusuna sakin cevaplar
turan4 dk okuma
Sofra kurulur, çaylar ikinci kez doldurulur, tatlı tabakları ortadan kalkar ve sıra gelir: "Ee, ne zaman evleniyorsun?" Bazen hemen ardından bir ikincisi: "Bak kuzenin evlendi, çocuğu da oldu." Herkes gülümser, sen de gülümsersin, ama yanaklarının ısındığını hissedersin. Buna yarı şakayla "akraba terörü" diyenler var. Şakası bir yana, birçok insan bayram gelmeden bu anı düşünüp geriliyor.
Her soru aynı niyetle sorulmaz. Çoğu, sohbet açmanın alışılmış bir yolu. Seni yılda bir iki kez gören, ne soracağını bilemeyen bir akraba aklına gelen ilk kalıbı kullanır. Bazıları gerçekten merak eder, bazıları da biraz iğneler. Hepsine aynı ağırlıkla cevap verme zorunluluğun yok. Alışkanlıkla sorulan bir soruya kısa ve alışılmış bir cevap yeter.
Bu soruların neden bu kadar battığını düşünmek de faydalı. Soru genelde, zaten kendine sorduğun bir şeye dokunur. Evlenmeyi hiç dert etmeyen biri için "ne zaman evleniyorsun" sorusu yalnızca sıkıcıdır; isteyip de olmayan biri içinse yaraya basmaktır. Hangi sorunun sende neye dokunduğunu bilmek, ona nasıl cevap vereceğini de belirler. Hassas bir yerse uzun bir açıklama yerine "Bu benim için biraz hassas bir konu, başka bir şey konuşalım" demek tamamen yeterli.
Asıl işe yarayan, o anı önceden düşünmek. Çünkü soru geldiğinde akla ya hiçbir şey gelmez ya da sert bir şey gelir. Evlilik sorusu için "Olunca ilk sana haber vereceğim, söz" demek hem sıcak hem kısadır. "Şimdilik gündemimde yok, sen anlat, bahçedeki ağaçlar ne âlemde?" demek konuyu nazikçe başka yere taşır. İnsanlar kendi hayatlarını anlatmayı sever; soruyu karşı tarafa çevirmek çoğu zaman en kolay çıkıştır.
Diğer klasikler için de bir iki cümle cebinde dursun. "Çocuk ne zaman?" sorusuna "O bizim aramızda bir konu, zamanı gelince konuşuruz" denebilir. Bu soru bazen insanın en hassas yerine dokunur ve kimseye açıklama borcun yok. "Maaşın ne kadar?" sorusuna "İdare ediyoruz, sağ ol, sizde durumlar nasıl?" yeter. "Kilo almışsın" yorumuna gülümseyip "Bayram işte" demek ya da hiç cevap vermeden konuyu değiştirmek de bir cevaptır. "Hâlâ iş bulamadın mı?" sorusu canını yakarsa: "Bakıyorum, olunca haber veririm. Senin işler nasıl gidiyor?"
Kıyaslama içeren sorular ayrı bir tür. "Bak kuzenin…" diye başlayan cümlelere bir karşılık borçlu değilsin. "Ne güzel, onun adına çok sevindim" deyip konuyu orada bırakmak hem kibar hem de tartışmayı başlamadan bitirir. Kuzeninin hayatıyla seninki aynı yarışın parçası değil.
Bazen de soru gerçekten sevgiden gelir. Yaşlı bir akrabanın "seni mutlu görmek istiyorum" demesinin altında, kendi zamanının azaldığı duygusu olabilir. Böyle bir anda elini tutup "Mutluyum, merak etme" demek, soruyu bir gerginlikten bir yakınlığa çevirebilir.
Soru ısrarla tekrarlanırsa biraz daha net olmak gerekir, ama sert olmak gerekmez. "Bu konuyu bugün açmayalım, olur mu? Bayram tadında geçsin" demek hem sınırı söyler hem bağı korur. Sesini yükseltmeden, gülümseyerek ama geri adım atmadan söylenen tek bir cümle, uzun bir savunmadan daha çok işe yarar. Açıklama yaptıkça soru büyür, kısa kaldıkça kapanır.
Yanında bir müttefik olması da çok rahatlatır. Annen, baban ya da bir kardeşinle önceden konuşabilirsin: "Teyzem yine bu konuyu açarsa bir şey deyip lafı değiştirir misin?" Bazen bir ebeveynin "Bırakın çocuğu, zamanı gelince olur" demesi, senin on cümlenden daha etkili olur.
Ziyareti planlamak da senin elinde. Hangi evlere gideceğini, ne kadar kalacağını önceden düşünmek, kendini köşeye sıkışmış hissetmeni azaltır. Kalabalık bir saatte gitmek, sohbetin tek bir kişinin üstüne yığılmasını engeller. Bunaldığında mutfağa yardıma gitmek, çocuklarla oynamak ya da kısa bir yürüyüşe çıkmak gayet makul molalardır.
Bazı insanlar bir noktada bazı ziyaretlere hiç gitmemeyi düşünür. Bu, ailenle ilişkine ve kendi değerlerine bağlı kişisel bir karar ve bunu senin yerine kimse veremez. Gitmemeyi seçersen bir telefon ya da içten bir mesaj, bağı koparmadan mesafeyi korumanın bir yolu olabilir. Gitmeyi seçersen de kısa ve kendi koşullarınla gitmek mümkün.
Bayram bittiğinde söylenenleri kafanda tekrar tekrar oynatmak yerine kendine şunu sorabilirsin: hangi cevap beni rahatlattı, hangisi sıkıştırdı? Bir sonraki bayram için o cümleyi biraz değiştirirsin, o kadar.
Bu bayram kullanmak için yeni cümleler istersen hasbihal'de Fikir Al'da "Bayramda akraba sorularına verdiğin en rahatlatıcı cevap neydi?" diye sorabilirsin. Başkalarının denediği cevaplar, cebine koyacağın en kullanışlı cümleler olabilir.