Arkadaşınla küstüyseniz ilk adımı atmak
turan4 dk okuma
"Ben neden ilk yazayım ki, o başlattı." Küslüğün en çok kurulan cümlesi muhtemelen budur. Büyük olasılıkla karşı tarafta da aynı cümle, neredeyse kelimesi kelimesine kuruluyor. İkiniz de arada bir sohbeti açıp son mesajın kimden geldiğine bakıyorsunuz ve günler geçtikçe ilk adımı atmak daha da zorlaşıyor.
Küslüğün garip bir yanı var. Ne kadar uzarsa kavganın kendisi o kadar önemsizleşir, ama aradaki duvar o kadar kalınlaşır. İki hafta sonra neden tartıştığınızı tam olarak hatırlamayabilirsin bile. Ama "şimdi yazarsam küçük düşerim" düşüncesi hâlâ yerinde duruyor.
Belki asıl soru şu: Haklı çıkmak mı istiyorsun, yoksa arkadaşını geri mi? Bu ikisi bazen bir arada olur, ama çoğu zaman birini seçmek gerekir. Haklı olduğuna inanmakta haklı da olabilirsin. Sorun şu ki haklılık tek başına pek sıcak bir şey değil. Akşam canın sıkıldığında seni arayan, doğum gününü hatırlayan, zor bir günde yanına gelen o değil.
İlk adımı atmak kavgayı kaybettiğin anlamına gelmez. Bütün hatanın sende olduğunu kabul etmek anlamına da gelmez. Yalnızca bu arkadaşlığın "kim haklıydı" sorusundan daha önemli olduğunu söylemek anlamına gelir. Bunu yapabilen kişi genellikle zayıf olan değil, ilişkide kendini daha güvende hisseden kişidir.
Ne yazacağına gelince, ilk mesajın kavgayı yeniden açması gerekmez. "Ama sen de şunu yaptın" diye başlayan uzun bir savunma işleri genellikle daha da kötüleştirir. Kısa ve sıcak bir cümle çoğu zaman yeter: "Seni özledim, bu konunun aramızda böyle kalmasını istemiyorum." Ya da: "O gün ikimiz de gerildik. Ben kendi payıma düşeni söylemek istiyorum: Sana öyle konuşmamalıydım." Bir yerde gerçekten kırıcı olduysan, o kısmı adıyla söylemek genel bir "kusura bakma"dan çok daha fazla işe yarar. "Her şey için özür dilerim" havada kalır. "Herkesin önünde sesimi yükselttiğim için özür dilerim" ise karşındakine duyulduğunu hissettirir.
Özür dilemen gereken bir şey olduğunu düşünmüyorsan da adım atabilirsin. "Kim haklıydı bilmiyorum ama seninle küs olmak bana iyi gelmiyor" demek hem dürüst hem de kapıyı açan bir cümle. Kimse senden olmayan bir suçu üstlenmeni beklemiyor.
Küslük dönemlerinde yapılması kolay ama işleri zorlaştıran birkaç şey de var. Ortak bir arkadaşı araya elçi koymak, "Ona söyle, ben kırgınım" demek, mesajın yolda değişmesine ve başka insanların da işin içine girmesine yol açar. Sosyal medyada üstü kapalı göndermeler yapmak, karşı tarafın bunları okuyup daha da sertleşmesine sebep olur. İkiniz de aynı ortama girdiğinizde birbirinizi görmezden gelmek de duvarı her seferinde biraz daha yükseltir. Bunların hiçbiri iletişim sayılmaz; hepsi, doğrudan söylemekten kaçınmanın yollarıdır.
Bir de şunu ayırmak gerekiyor: Her küslük aynı ağırlıkta değil. Kavga bir plan yüzünden, bir şakanın yanlış anlaşılması yüzünden çıktıysa ilk adım genellikle kolayca karşılık bulur. Ama ortada sırrının başkalarına anlatılması gibi derin bir kırgınlık varsa, ilk adımı senin atman gerekmeyebilir. O durumda kendine sorman gereken soru "Barışmalı mıyım?" değil, "Neyin değişmesine ihtiyacım var?" olabilir.
Mesajı nereden göndereceğin de önemli. Yazıyla başlamak genelde daha kolay, çünkü karşı tarafa düşünecek zaman tanır ve ikinizi de anlık bir tepkiden korur. Ama arkadaşlığınız yüz yüze konuşmaya alışkınsa, kısa bir mesajdan sonra bir kahve teklif etmek iyi bir ikinci adım olabilir. Bazı şeyler ekranda değil, aynı masada çözülür.
Cevap hemen gelmeyebilir. Karşı taraf da bir süre düşünmek, kendi gururuyla baş etmek isteyebilir. Bir mesajın ardından üç tane daha atmak yerine beklemek daha iyi. Birkaç gün geçerse tek bir hatırlatma yeterli: "Acele etme, kapımın açık olduğunu bilmeni istedim." Bundan sonrası ona kalmış.
Barıştıktan sonra konuyu hemen kapatmak cazip gelir. Yine de sakin bir anda kavgaya neyin yol açtığını kısaca konuşmak, aynı şeyin tekrar yaşanmasını önleyebilir. Amaç kimin haklı olduğunu yeniden tartışmak değil, bir dahaki sefere neyin farklı olabileceğini bulmak. "Böyle bir şey olunca bana doğrudan söyle, başkasından duymak beni çok kırıyor" gibi tek bir cümle bile yeter.
Bazen de ilk adımı atarsın ve karşılık gelmez. Bu acıtır, ama boşa gitmiş bir çaba sayılmaz. Elinden geleni yaptığını bilmek, yıllar sonra "keşke yazsaydım" diye düşünmekten çok daha hafif taşınır.
Bugün yapabileceğin tek şey o sohbeti açıp mesajını yazmak ve göndermeden önce bir kez yüksek sesle okumak olabilir: İçinde suçlama varsa çıkarırsın, sıcaklık varsa bırakırsın. İlk cümleye bir türlü karar veremiyorsan, hasbihal'de Fikir Al'da kimseyi tanıtmadan durumu anlatıp başkalarının nasıl barıştığını sorabilirsin.