Annenin ya da babanın seni sevmediğini hissetmek: bu duyguyla ne yapılır?
turan4 dk okuma
Bunu yüksek sesle söylemek zor: "Annem beni sevmiyor." Ya da "Babam beni hiç sevmedi." Söyleyince ya biri hemen "olur mu öyle şey, her anne baba evladını sever" der ve konu kapanır, ya da sen söylediğine pişman olursun. O yüzden çoğu insan bu cümleyi gece, bir ekrana yazar. Bu yazıyı okuyorsan belki sen de öyle yaptın.
Bu duygu ciddiye alınmayı hak ediyor. Annenin ya da babanın içinden gerçekte ne geçtiğini kimse tam bilemez, ama senin ne hissettiğini sen biliyorsun ve o his gerçek. Kimse sana "yanlış hissediyorsun" diyemez.
Bu duygu genelde tek bir olaydan değil, birikmiş anlardan doğar. Kardeşine farklı davranılması, karnende hep eksik notun konuşulması, bir şey anlatırken telefona bakılması, hiç sarılınmaması, "senden bir şey olmaz" gibi sözler. Bazen de tersine bir sessizlik: evde kimsenin sana gerçekten nasıl olduğunu sormaması. Hangi anların seni bu düşünceye götürdüğünü fark etmek, duygunun içinde boğulmak yerine onu biraz dışarıdan görmeye yardım eder.
Kendine şunu sormak da işe yarar: bu düşünce en çok hangi anlarda geliyor? Bir kavgadan sonra mı, kardeşin övüldüğünde mi, yoksa bayram ve doğum günü gibi herkesin sevgisini gösterdiği günlerde mi? Bir hafta boyunca, o his geldiğinde ne olduğunu iki satırla bir yere yazmak bir örüntü fark etmeni sağlayabilir. Belki annen seni her zaman değil, belli konularda incitiyor. Belki babanla baş başayken her şey daha iyi, kalabalıkta kötü. Bu, neyi konuşabileceğini de gösterir.
Bazı anne babalar sever ama bunu göstermeyi bilmez, çünkü kendileri de öyle büyümüştür. Bazıları kendi derdinin içinde öyle kaybolmuştur ki çocuğunu görmekte zorlanır. Bunu bilmek bir mazeret değil. Senin acını küçültmez, onların davranışını da doğru yapmaz. Ama "beni sevmiyor" düşüncesinin yanına "bana ihtiyacım olan şekilde sevgi göstermiyor" düşüncesini koymak, neye ihtiyacın olduğunu bulmayı kolaylaştırabilir. Belki ilgi istiyorsun, belki takdir, belki de yalnızca kıyaslanmamak.
Konuşmak mümkün görünüyorsa küçük ve somut bir cümleyle başlamak, "sen beni sevmiyorsun" demekten daha çok kapı açar. Kavgadan hemen sonrası değil, sakin bir an daha iyidir. "Bir şey gösterdiğimde sadece eksiklerin konuşulması beni çok üzüyor" ya da "Kardeşimle karşılaştırıldığımda kendimi değersiz hissediyorum" gibi. Yüz yüze zorsa bir mesaj ya da kısa bir mektup da olur. Karşındakinin hemen doğru tepkiyi vermesini beklemek zor; bazı anne babalar önce savunmaya geçer, sonra düşünür. İlk cevap son cevap değildir.
Konuşmak güvenli değilse ya da denedin ve işe yaramadıysa, bu yükü tek başına taşımak zorunda değilsin. Güvenebileceğin bir yetişkin bulmak çok şey değiştirir: bir öğretmen, okulundaki rehber öğretmen, bir teyze ya da amca, deden ya da ninen, büyük bir kardeş, bir arkadaşının anne babası. Ona "Evde kendimi hiç sevilmiyor gibi hissediyorum, biriyle konuşmam lazım" demen yeter. Gerisini anlatmak için acele etmen gerekmiyor.
O his en yoğun geldiği anlarda kendine sert davranmak yerine, bir arkadaşına nasıl davranırsan öyle davranmayı deneyebilirsin. "Demek ki ben sevilecek biri değilim" cümlesi geldiğinde onun yerine "Şu an çok kırıldım ve bu çok anlaşılır" demek. Bir duş, kısa bir yürüyüş, sevdiğin bir şarkı, bir arkadaşa atılan tek satırlık bir mesaj. Bunlar sorunu çözmez, ama gecenin seni yutmasını engeller.
Kendi değerinle ilgili kısım da önemli. Bir ebeveynden alamadığın sevgi, senin ne kadar sevilmeye değer olduğunun ölçüsü değil. Seni gören başka insanlar var ya da olacak: bir arkadaş, bir öğretmen, ileride kuracağın ilişkiler. Bu duyguyla yetişkinliğe gelmiş biriysen, otuzlarında da aynı sızıyı hissetmen tuhaf değil. Belki artık annenden ya da babandan o sevgiyi değil, saygıyı beklemeye karar verirsin. Belki görüşmeleri kısaltırsın, belki hiç yaşanmamış olanın yasını tutarsın. Bunlar kendini korumanın yolları, kimseyi cezalandırmanın değil.
Sevilmediğini hissetmekle evde güvende olmamak ayrı şeylerdir. Vuruluyorsan, tehdit ediliyorsan, bir odaya kilitleniyorsan, yemekten ya da okuldan mahrum bırakılıyorsan bu yalnızca bir duygu meselesi değil ve hemen yardım istemen gerekir.
Hayati bir tehlike varsa 112'yi arayabilirsin. Aile, şiddet ve sosyal destek için ALO 183'e 7/24 ulaşabilirsin; arayıp yalnızca ne yaşadığını anlatman yeterli. Bu his haftalardır seni bırakmıyorsa, uykunu, derslerini ya da işini bozuyorsa bir uzmana başvurmak da iyi bir adım.
Bu duyguyu birine anlatmak bile bazen ilk adımdır. Kimliğini açmadan yazmak istersen hasbihal'de bir Dert paylaşabilirsin; "Annemin beni sevmediğini hissediyorum ve bunu kimseye söyleyemedim" diye başlamak yeter, benzerini yaşamış insanlar okuyup cevap yazabilir.