Ailenin beklentisi ile kendi istediğin bölüm ya da iş ayrıştığında
turan4 dk okuma
Tercih dönemi yaklaştıkça bazı evlerde akşam yemeği hep aynı yere varır. Biri "doktor ol, kimseye muhtaç olmazsın" der, öbürü "öğretmenlik garanti" der, bir akraba da "mühendislik yaz, gerisi kolay" diye ekler. Sen tabağına bakarsın, çünkü aklındaki bölümün adını söylesen masada nasıl bir sessizlik olacağını biliyorsun. Bazen konu bölüm değil iştir: ailen bir an önce sağlam bir işe girmeni, belki memur olmanı ister, sen başka bir şeyin peşindesin.
"Aile baskısından nasıl kurtulurum" diye arayan birçok kişi aslında ailesinden kurtulmak istemez. Onlarla konuşabilmek, onları kırmadan kendi yolunu seçebilmek ister. "Onların istediği gibi değilim" duygusu da buradan doğar, sanki farklı bir şey istemek onları hayal kırıklığına uğratmak demekmiş gibi.
Ailenin ısrarının arkasında çoğu zaman bir korku vardır. İşsiz kalmandan, zorluk çekmenden, kendi yaşadıkları belirsizliği senin de yaşamandan korkarlar. Bazen kendilerinin yapamadığı bir şeyi senin yapmanı isterler. Bazen de istediğin alanı hiç tanımazlar ve tanımadıkları şey onlara riskli görünür. Bu korkuları ciddiye almak, sana söz hakkı kazandırır.
"Onların istediği gibi değilim" cümlesinin içinde çoğu zaman bir utanç vardır. Ama ailenin hayal ettiği kişi ile senin olduğun kişi arasındaki fark bir hata değil. Her çocuk anne babasının hayalinden biraz farklı büyür. Bu farkı saklamak yerine yavaş yavaş göstermek, uzun vadede aranızdaki ilişkiyi daha dürüst kılar.
Bazen sorun ailenin baskısı kadar, senin de ne istediğinden tam emin olmaman. Ailen bir şey istiyor, sen ona içinden "hayır" diyorsun ama yerine ne koyacağını bilmiyorsun. Bu da çok olağan. Böyle bir durumda "hangi bölüm" sorusu yerine "zamanım nasıl bir işle geçsin istiyorum" diye sormak daha kolay olabilir: insanlarla mı, sayılarla mı, elinle bir şey yaparak mı, yazarak mı? Cevap bir bölüm adı olmasa da konuşmana bir yön verir.
Konuşmadan önce bir kâğıtla oturmak işe yarar. Bir tarafa ailenin söylediklerini onların kelimeleriyle yazabilirsin: "bu bölümden iş çıkmaz", "o şehirde tek başına ne yapacaksın". Öbür tarafa kendi gerekçeni, ama "seviyorum" kelimesinin ötesine geçerek. Hangi derslerde zamanın nasıl geçtiğini fark ettin, o alanda çalışan birinin gününün nasıl geçtiğini biliyor musun, nelerden emin değilsin? Yazınca bazen kendi gerekçenin sandığından güçlü olduğunu görürsün, bazen de araştırman gereken yerleri.
Araştırma kısmı konuşmanın en sağlam parçasıdır. O alanda okuyan ya da çalışan biriyle konuşmak, derslerin listesine bakmak, mezunların neler yaptığını öğrenmek, ailenin "iş çıkmaz" kaygısına somut bir şeyle karşılık vermeni sağlar. "Her şey çok güzel olacak" demek yerine "Bunu araştırdım, zor tarafları da var, onları da biliyorum" demek çok daha inandırıcıdır.
Konuşmanın zamanı da önemli. Tercihlerin son gününde, akrabaların önünde ya da bir kavganın ortasında bu konu açılırsa herkes savunmaya geçer. Birkaç hafta önceden, sakin bir akşam "Sizinle bölüm konusunu konuşmak istiyorum, beni dinler misiniz?" diye başlamak alan açar. Sonra önce onların kaygısını kendi ağzınla söylemek: "Benim iş bulamamamdan korktuğunuzu biliyorum, bunu anlıyorum." Ardından kendi gerekçen. Konuşma bir oturuşta bitmek zorunda değil; "Biraz düşünün, haftaya yine konuşalım" demek de bir adımdır.
Bazen ara yollar bulunur: tercih listesinde ikisine de yer vermek, ilgi duyduğun alana yakın ama ailenin daha güvenli bulduğu bir bölüm, ya da çalışırken bir yandan istediğin şeye hazırlanmak. Bunlar her zaman doğru çözüm değildir ama bazen herkesin biraz nefes almasını sağlar. Bazen de ara yol yoktur ve bir seçim yapman gerekir. İş konusunda da durum benzer. "Memur ol" ısrarının arkasında genelde güvence arayışı vardır. Seçtiğin işte o güvenceyi nasıl kuracağını, ilk yıllarda nasıl geçineceğini, işler yolunda gitmezse ne yapacağını anlatabilirsen, ailen seni dinlerken daha az korkar.
Ailen bir süre hayal kırıklığı yaşayabilir. Bu, aranızdaki bağın bittiği anlamına gelmez. Bazı anne babalar ilk tepkide sert olur, sonra çocuklarının seçtiği yolda ayakta durduğunu gördükçe yumuşar. Onların hayal kırıklığı onların duygusu; onu düzeltmek senin görevin değil, yalnızca saygıyla karşılaman yeter.
Durum bir tercih tartışmasından ibaret değilse, sana okumanın ya da çalışmanın tamamen yasaklandığı, evden çıkmanın bile kısıtlandığı bir yerdeysen, bunu güvendiğin bir yetişkinle ya da okulundaki rehber öğretmenle konuşmak önemli. Bu tür bir baskı, tek başına taşınacak bir yük değil.
Bu sıkışmışlığı biriyle paylaşmak istersen hasbihal'de bir Dert yazabilirsin. "Ailemi kırmak istemiyorum ama kendi seçtiğim bölümü okumak istiyorum" diye başlamak bile, kafandaki düğümü çözmeye ve düşüncelerini toparlamaya yardım eder.